Writen by
birhabersin
Çarşamba, Kasım 04, 2015
-
0
Comments
Onurlarıyla
hayatta kalabilmek için hayatı son noktasından yakalayan atık
kâğıt işçileri. Bütün günlerini bizim beğenmediğimiz ve
sokağa gelişi fırlattığımız çöpleri ve kağıtları
kurcalayarak ekmek mücadelesinde bulunan onurlu insanlar. Herkesin
uyuduğu saatlerde çıktıkları sokaklarda kilometrelerce yol kat
ediyorlar. Yirmi kilo kartona bir ekmek için hastalık kokan çöplere
uzanıyor elleri. Kimisi 17 kimisi 40 yaşında ama hepsinin tek bir
amacı var ; ekmek umudu ve insanlık onuru. En çok toplumun, küçümseyen
bakışlarına, aşağılamalarına maruz kalan kesim geri dönüşüm
işçileri ama yaptıkları ve yapacakları ile gerçekten bizleri
utandırıyorlar.Toplumsal sorunlardan, akademik analizlere kadar
geniş bir alanda çalışıyorlar. Çünkü onlar gerçek hayatın
farkındalar. Kısıtlı imkânları ile İstanbul, Ankara ve Antalya
başta olmak üzere pek çok ilde yaşam
mücadelesi veriyorlar.
Ali
Mendillioğlu 1972 Ankara doğumlu. ilkokulu bitirdikten sonra ,
liseyi dışarıdan okumuş. Küçük yaşlardan itibaren inşaatlarda
ve fabrikalarda çalışmış. Ankara’da oturduğu semtte kağıt
toplayıcıların yoğun olduğu bir bölgede yetişmiş.14 yaşında
Ankara’da bir kağıt deposunda çalışmaya başlamış.Şimdi geri dönüşümcüler derneği başkanı.
Bu işe nasıl başladınız,derneği kurma fikri nasıl oluştu ?
Ankara’da kağıt toplayıcıların yoğun olduğu bir bölgede yetiştim. Küçük yaştan itibaren bu işte çalışıyorum. İşe ilk olarak depo işçisi olarak başladım. Dernek kurma gibi bir fikrimiz yoktu. Fakat Ankara’da yaşanan süreç ve politik çekişmelerden dolayı böyle bir dernek kurma zorunluluğu doğdu. 2002'de ilk defa 1 mayısa katıldık, sadece kendi depomuzda çalışan arkadaşlar katıldı. İnsanlar bize farklı bakmaya çalıştı. Hatta sol örgütlü arkadaşlar bile ilginç buldu. 2004’ te çöpte özelleşme hikayesi çıktı. Ve bu nedenle saldırılara maruz kaldık. İş makinaları, çevik kuvvet ile mücadele içine girdik. 200’ün üzerinde dava açıldı ve bir çok arkadaşımız fiziksel darbeler aldı. Mümkün olduğunca bu saldırıların etkilerini en aza indirmek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla derneğimizi kurduk. Bu dernek kurulduktan sonra Türkiye’nin diğer illerinden aynı talepler gelmeye başladı.
Diğer
kentlerde mi bir dernek kurulmasını istediler ?
Ankara’da kurduğumuz dernekten sonra, Türkiye’nin farklı
illerinden aynı talepler gelmeye başladı. Ve bizde böyle bir
yapılanma sürdürme kararı aldık. Bunu yaparken de konfederasyon
olarak değil özerk bir yapı tarzında örgütleniyoruz. Örneğin;
Ankara’dan sonra Adana ve Isparta’da da dernekler kuruldu. Güçlü
bir iletişimimiz ve bağımız var. Fakat karar alma noktasında kendi
dinamikleri doğrultusunda hareket ediyorlar. İstanbul’da da bir
dernek kurulma kararı alındı ve bu iş için beni uygun
gördüler. Bu nedenle Ankara’dan, İstanbul’a geldim. 2009 yılında da İstanbul’daki derneğimiz kurduk.
Ali Mendillioğlu kendisi gibi geri dönüşüm işçileri için farkındalık yaratmak için çok çabalar vermiş.
Derneğinizin çıkardığı bir dergi var. Biraz bundan Bahsedebilir misiniz ?
Dernek
çalışmaları içinde yer alan bir çalışma. Ekipte
çalışan arkadaşlarımız hep kendi seslerinin ve problemlerini
anlatamıyordu. Bu dergide ki asıl amacımız dergide yazan
arkadaşlarımızın kendine olan özgüvenini
geliştirmek. Arkadaşlarımızın duygusal açıdan çok geliştiğini
görüyorum.Örneğin; daha önce eline kalem, kağıt almamış
adam, bir dergiye yazı yazıyor ve kendi yazdığı yazıyı günde
10 kere okuyor buda onu çok mutlu ediyor. Başka başka işçi
gazeteleri var. Bilmem ne fabrikasından bir işçi, kapitalizmle
başlar sosyalizmden biter. Eğer işçiler böyle ise; neden bu ülke
bu durumda? Biz şunu diyoruz bizim arkadaşlarımızın bir çoğu
politikleşmeye başladı. Bu arkadaşları dergiden uzak
tutuyoruz; Çünkü laikliğin yaptığı iyi bir iş karşı görüş
tarafından iyi görünmez aynı durum karşı taraf içinde
geçerli. Biz bu duruma düşmemek için çabalıyoruz ve
uğraşıyoruz.
Dergi
çalışanları belli bir ücret alıyor mu yoksa gönüllü olarak
mı yapıyorlar ?
Dergide
çalışan belli bir kadromuz yok. Dergi çalışanları bizim kağıt
toplayıcı arkadaşlarımız ve iletişim fakültelerinde okuyan
öğrenci arkadaşlarımız. Dergimizin basımına kadar olan süreçte
sadece 4 yazarımız sürekli yazılar yazmakta, geri kalan
arkadaşlarımız sürekli değişmektedir. Dergi 2 TL üzerinden
satışa sunuluyor. 600 kadar dergiyi, kağıtçı arkadaşlara
veriyoruz. Şu ana kadar 9 sayı çıkarmayı başardık.10’uncu
sayıyı çıkarmak için şu an çalışıyoruz. Amacımız kendi
sesimizi kendimiz duyurmak.
Çöpten
şehrin sosyo-ekonomik analizi
Peki
çöplerden yaptığınız analizler var. Dergide yayınlanmış, bunu yaparken neyi dikkate alıyorsunuz ve elde
ettiğiniz bulgular nelerdir ?
Bir
kere yaptık bu analizi. Amacımız çöpten çıkan metalarla bir
analiz yapmaktı. Çünkü kağıt toplayıcı arkadaşlar hangi
semtte, saat kaçta ne çıkacağını iyi bilir ve ona göre hareket
eder. Biz de bu deneyimler üzerinden gittik ve İstanbul’un iki
mahallesini kendimize baz alarak analizler yaptık.Tabii bunu yaparken, bir sefer değil bir hafta boyunca sürekli inceledik. Arkadaşlar bir
yandan çöp karıştırırken bir yandan da kalem, kağıt ile not
alarak eldeki bilgileri yazdılar. İlk başta zor oldu tabii ki fakat
işe alıştıkça ve telefon kullanarak direk bulunan cisimler
derneğe iletildi. Bu çalışmamızda dediğim gibi; İstanbul’un
iki mahallesini baz aldık. Bunlar ; Fatih ve Cihangir mahalleleri
idi. Fatih bölgesini de 3 kategoriye böldük.Draman
bölgesi, Tarlabaşı ve Balat olarak 3 bölüme ayırdık.Draman
bölgesinden başlayacak olursak. Genel olarak çocuk bezi aşırı
derecede çıkmakta, bunun yanı sıra hazır gıda ürünleri pek
yok. Geleneksel yemeklerle ve sağlıklı besleniyorlar. Elde ettiğimiz
bebek bezlerinden doğum oranının yüksek olduğu kanaatine vardık. Bunun yanı sıra Cihangir’e oranla kola tüketimi yok denecek
düzeyde. Tarlabaşı bölümünü İsmailağa cemaatinin olduğu
bölgeye kadarki bölgeyi aldık. Tarlabaşında çıkan atıklarla
draman bölgesinden çıkan atıklar arasında pek fark yok. Fakat ne
ilginçtir kola tüketimi olmamasına rağmen coca cola’nın yan
firması olan bir şirkete ait içecek kapları bulduk. Bunu şöyle
yorumladık; bu insanlar inançları gereği kola içmiyorlar. Bu
kola firmasının yan sanayisi olan şirketin ürünlerini de
bilmedikleri için içtiklerini düşündük.
Tarlabaşı'nda açtıkları depo ile hem ekmek paralarını kazanıyor hemde sosyal projelerde yer almaya çalışıyorlar.
Azınlıklar mahalle baskısı altında
Balat
bölgesine bakacak olursak. Balat, gayrı müslimlerin yoğun olarak
yaşadığı bir bölge. Bu nedenle burada yaşayan halk her ne kadar
Müslüman olmasa da Müslüman gibi yaşamayı zorunlu görüyor; Çünkü
mahallenin vereceği ani tepkilerden çekindikleri için rahat ve istekleri doğrultusunda bir hayat süremiyorlar.Bakın Balat’ta
çıkan hiçbir çöpten tıpkı diğer mahalleler gibi kola kutusuna
rastlamadık.yenilen yemekler ve içilen sıvılar aynı türden.Çünkü
mahalle bakkalında dahi istediği markayı almaya çekiniyor.Tabi ki
bu eskiler arasında mesela Balatta ki bir ilköğretim okulunun
çöpünde gayet kola kutuları bulduk bu şu demektir; gençler bu
algıyı kırmak ve değiştirmek istiyor. Ne kadar başarılı
olacağı bilinmez ama ufaktan da olsa mahalle baskısına karşı bir
tepki var.
Dernek
olarak yada geri dönüşüm işçileri olarak toplumsal sorunlara
yaklaşımız nasıl?
Şunu
belirtmek istiyorum. Biz kağıt toplayıcılar bir yerde çalışıyorsak, bilin ki bizim hayatımız evimiz her şeyimiz oradadır. Bizler Tarlabaşı'nda depomuzu kurduktan sonra bir çok arkadaşımızla
barınma yeri sorununu çözdük. Örneğin: Afrika’dan gelen kağıt
toplayıcı arkadaşlarımız arasında büyük bir çekişme vardı. Bunu hallettik.Türk-Kürt çatışmasını olabildiğince aza
indirmek için herkese dernekte temsiliyet hakkı verildi. Ayrıca yıl
boyunca yapılan yardımlarımız oldu bunlar; Van depreminde, depremzedelere gönderilen yardımlar, şu an 4 kız çoğuna burs
veriyoruz, evsiz olan sokakta yaşayan vatandaşlarımızın barınma
ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Sonuç olarak ülke ve
toplum adına yapabildiğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz
Geri dönüşümcüler derneği çatısı altında toplanan evsizlere barınma imkanı sağlanmaya çalışılmaktadır.



Hiç yorum yok
Yorum Gönder