Son Haberler

Dropdown Menu

.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Tespih hayatın her köşesinde

Türk tarihinde ve kültüründe önemli bir yeri olan tespih kültürü, günümüzde yok olmaya yüz tutmuş kültürler arasında yer alıyor. Bu kültürü günümüzde yaşatan ve yaşatmaya çalışan tespih yapımcıları ve tespih satarak geçimini sağlamaya çalışan tespihçiler var. Artık bu kültürün günümüzde yok olduğunu söylüyorlar.

Tespih çeşitli ahşap, taş, maden, bazı deniz ürünleri ve hayvansal malzemelere belirli şekiller verilip, ortalarının delindikten sonra ip yada benzeri bir malzemeye dizilerek elde edilen ürüne denir. Tespih kelimesi Arapça sebh kökünden gelmektedir. Manası Allah’ı yüceltmektir. “Sübhanallah” Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, manasına gelir. Öncelikle şu hususu belirtmek gerekir ki; tespih sadece Müslümanlara ait bir kültür olmayıp diğer dinler yada din dışı inançlar tarafından kullanılan bir nesnedir. Budizm’de tespihin kutsal sayıldığı bilinmekte ve çok eskiden beri kullanılmaktadır. Bu gün bile Budist rahiplerin boyunlarında tespihlerinin olduğunu görmekteyiz ve ibadet çerçevesinde bunları çektikleri bilinmektedir. Bunun dışında da Hindistan’da da değişik inançlarda tespihin kullanıldığını görmekteyiz. Yahudi dininde de tespih vardır, kullanılmaktadır. Ancak, dini inançtan ziyade psikolojik amaçlarla tespih çekilmektedir. Hıristiyanlarda da vardır. Hatta, mezheplerine göre de tane adetleri de farklıdır.

Tespihin ortaya çıkma nedeni: dini gereklilik
Boncuk, kemik, taş gibi küçük parçaların bir ipe dizilmesi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar avladıkları avın parçalarını ip benzeri şeylere dizer, bir sonraki avda başarı getirmesi için takarlardı. Daha sonraları bu tip takılar kötülüklerden ve düşmanlardan koruması için savaşlarda da takılmaya başlandı. Bugün bile bazı taşların özel uğurlar getirdiklerine inananlar vardır.


İlk Hindistan'da ortaya çıktı

Boncukların dini amaçla ve duaları saymada kullanılmasına ilk olarak Hindistan'da, Hindu inanışında rastlanıyor. Tespihin ataları Hindistan'dan doğuya, sonra Ortadoğu'ya en sonunda da Avrupa'ya yayılıyor. Tespihin kullanış amacı Müslümanlık, Hristiyanlık (Katolik), Hinduizm ve Budizm'de aynı olup hepsinde de duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır.

Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz. Muhammed'in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Hatta belki Osman Gazi, belki de Fatih Sultan Mehmet'de tespih kullanmadılar. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır.

Ne var ki, Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. İslam'da Peygamber'in namaz kılarken sünneti olan 'Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahükber' kelimelerini 33'er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor.

Yüce Yaratıcı'ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de 'tespih' adını vermiştir. Çeşitli malzemelerden yapılan tespihte ki tane sayısı 33, 99, 500 veya 1000 olabilir. 500 ve 1000'lik tespihler daha ziyade tekkeler ve dergahlarda zikir için kullanılırlardı. Tekke şeyhleri, hastaları veya bir muradı olanları, iyileşmeleri veya muratlarının olması için bu tespihlerin içinden geçirirlerdi.


Tespih, Budistlik'ten Müslümanlığa geçmiştir

Tespih, İslami alışkanlıklardan biri. Allah'ın sıfatlarını tespih ederken sayı saymak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halkaya denir. Pek çok dinde kullanılır. Din dışında stres atmak için çevrilir. Tespihin 11,33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar 108 taneli olanı Budistler tarafından kullanılır. Tespihin ucundaki parçaya imame denir. Tahminlere göre Müslümanlar tespihi Budistlerden almışlar. Hristiyanlarda Müslümanlardan Avrupa'ya. Papa V. Peus, 1596'da yazdığı yazısında,  Dominikus'un 1221 yılında Avrupa'ya tespihi getirdiğini yazmıştı. İlk Hristiyan tespihleri 33 taneli olup bu 33 tane İsa Mesih'in bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için kutsal sayılmıştır. İslamiyetin, ilk yıllarında Müslümanlar tespih yerine el içinde parmaklarını sayarlarmış. Ancak Hz. Muhammed hiç kullanmamıştır. Ebubekir döneminde ilk defa kullanıldığı sanılıyor. Tespih çekmek" namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir. Ancak bir çok Müslüman bu sayıyı tespih taneleri ile değil, parmakları ile belirlemektedir. Tespih günümüzde takı olarak da, can sıkıntısını gidermek için de kullanılmaktadır.

Tespih çekmek etkili ve faydalı
Günümüz biliminin tespih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar.


Türk Tespihçiliği
Türk tespihini önce barındırdığı tane itibariyle dört kısma ayırabiliriz. Bunlar : 33-99-500-1000 lik tespihlerdir. 33'lük tespihlerin dini bir amaç olmadan sadece el alışkanlığı olarak da halkımız arasında taşınıp, çekildiği ve rağbet edildiği bilinmektedir. Özellikle Amerika’da yapılmış olan bilimsel araştırmalarda insanın eli içerisinde yuvarlak nesnelerle oynamasının insan sinirini yatıştırdığı, stresi aldığı, insan tansiyonunu düzenlediği tespit edilmiştir. Yukarıda bahsettiğim el içerisinde yuvarlak cisimlerin oynanmasının insan üzerindeki etkisini tespit edip uygulayan toplumlardan biriside Japonlardır. Günümüzde dahi stres topu denilen iki yada üç metal bilyeden oluşan avuç içerisinde döndürülen bir objeyi kullandıklarını biliyoruz. Yanı sıra bu mealde maddelerin insan üzerindeki etkisi de bilimsel çevrelerde araştırılmak-ta ve bazı bulgulara ulaşılmaktadır. Örneğin, kehribar ve akiğin insan vücudundaki kan basıncını doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Bu sebeplerle, atalarımızın aynı zamanda sünnet olan akik taşlı gümüş yüzükleri parmaklarına takmalarını daha iyi anlamaktayız. Aynı manada akik ve kehribar tespihlerin insan sinirini yatıştırdığını ve insanı teskin ettiğini kullanıcıları dahi tespit edebilirler. Yanı sıra ahşap malzemeden oluşan tespihlerin soğuk kış günlerinde insana sıcak duygular yaşattığı, sıcak yaz günlerinde özellikle şah-maksut olmak üzere diğer madensel tespihlerin insana serinlik vererek rahatlattığını gözlemleyebiliriz. 33'lük tespih din dışı amaçla kullanıldığı gibi dini amaçla da kullanılabilmektedir. Diğer tespihlere göre bir taşıma kolaylığı söz konusudur. Bu özellik de bu türü daha yaygın hale getirmiştir. Ancak 33’lük dışında olan tespihlerin Allah’ı zikir için kullanıldığını bilmekteyiz. Yeri gelmişken bir hususu belirtmek isterim ki, zikri sayılarla sınırlamanın ve belirli sayıda yapılmasını da doğru bulmamaktayım. Zikrin bir gönül işi olduğunu binlerce kez hissetmeden Allah demektense, bir kez dahi olsa insanın bütün nefsi isteklerini susturup gönülden Allah demesinin daha önemli olduğuna inanıyorum.
Kanımca sayılarla bağlı olmanın zarureti, Tekkelerde ve camilerde toplu yapılan zikirlerde birliğin sağlanması yönündendir. Çok bilinen bir söz vardır: “Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, Osmanlı’da yazıldı.” denir. Bu şu demektir Kur’an en güzel şekliye Mısır’da okundu. En güzel şekliyle de Osmanlı’da yazıldı. Zira bizim hat sanatı “hüsn’ü hat” diye adlandırdığımız bir yazı sanatımız vardır ve Türkler öncelikle kutsal kitabımızı en güzel yazı şekliyle yıllarca emek vererek yazmışlardır. Hat sanatının sair örnekleri konumuz dışında olduğu için değinmiyorum. Yukarıda bahsettiğimiz gibi tüm dünya inançlarındaki tespihleri incelediğimizde Türklerin yaptıkları tespihlerin diğerlerinden farklı olarak usta ellerde bir sanat ve estetik harikası olarak yapıldığını görmekteyiz. Estetik anlayışı çok gelişmiştir. Türkler mert bir savaşçı oldukları gibi, zarif birer sanatçı da olduklarını pek çok alanda kanıtlamışlardır. Tespih de bu alanlardan birisidir. Dünyadaki tüm örneklerinin kat be kat fazlası değişik malzemeler kullanılarak Türkler tarafından tespihler yapılmıştır.


Tespihin bölümleri
İmame (Özellikle halkalı ve işlemeli olanlar kıymetlidir)
Habbe (tane)
Durak (pul)
Düğüm tanesi (takoz)
Kamçı (üç küçük habbe)
Tepelik yada hatime
Bunların dışında çeşitli gümüş malzemelerden yapılmış uçlar, iple yapılmış püsküllerde kullanılmaktadır.





Peki ideal tespih nasıl olmalı
Tespihin yapıldığı maddenin kıymetine, yapılmasındaki güçlüğe ve ustanın sanatına göre tespihin kıymeti artar. Bu nedenle,tespihin taneleri aynı büyüklükte ve aynı şekilde olmalıdır. Tanelerin delikleri mümkün olduğunca küçük olmalıdır. Yukarıda bahsettiğimiz tespihin bölümleri bir tespihte tam olarak bulunmalıdır. Çok iyi cilalanmış olmalı, üzerinde torna veya zımpara izi kalmamış olmalıdır. Tanenin boyutlarıyla imame ve kamçıdaki diğer unsurlar arasında zarif bir estetik uyum ve tamamlayıcılık olmalıdır.

Tespih yapımında kullanılan araçlar
En eski dönemde taneler çeşitli aşındırıcılara sürtülerek kaba ve basit şekiller yapılmıştır. Bir ileri aşamasında mekanik elle veya ayakla çevrilen basit tornalarla (kemane), son olarak da elektronik tornalarla tespih yapılmıştır. CNC tezgahlarda yapılmış olan tespihler tarafımızca asla kabul edilmemektedir. (Örnek : el halısı - makine halısı) Yapımda kullanılan diğer malzemeler kumpas, çeşitli torna bıçakları, ip, cilalar, deliciler, zımparalar, bıçak bileyleri olarak sıralanabilirler.

Tespih şarkılara konu olmuştur
Türkiye'de tespih kültürü bir hayli yerleşmiştir. Bunu bazı şarkılar da görmekte mümkündür. Bunun en güzel örneğini ankara oyun havaları denilen türkülerde görmemiz mümkün.










« PREV
NEXT »

Hiç yorum yok

Yorum Gönder