Son Haberler

Dropdown Menu

.

9 Kasım 2013 Cumartesi

Eskişehir'de bir Amerikalı Thomas Hischak


New York Cortland Üniversitesi Tiyatro bölümü öğretim üyesi ve aynı zamanda bir çok oyunun yazarlığını ve yönetmenlğini yapan Thomas Hischak ile bir araya geldik. Öğrenciler ile çalışma gerçekleştiren Hischak ile hem Eskişehir'i, hemde üniversiteleri konuştuk.



Tiyatro ile tanışmanız ne zaman başladı?

Tiyatro ile tanışmam çok erken oldu. 13 yaşında iken tiyatro oyunları yazmaya başladım. Daha sonra lisedeyken tiyatro alanında çok aktif idim. İlk oyunum 1977 yılında basıldı. Yaklaşık 17 kitabın ve filmin yazarlığını yaptım. Aynı zaman da yazdığım oyunların birçoğunu da kendim yönettim.


Türkiye'ye daha önce turist olarak gelmiştiniz. Bu sefer ise bir eğitim için geldiniz.Turist olarak mı yoksa eğitmen olarak gelmek mi daha çok hoşunuza gitti?

Geçen sene İstanbul'a turist olarak gelmiştim. Bu ikinci gelişimde öğretim görevlisi olarak geldim.
Türkiye'ye turist olarak geldiğim zaman çok güzel bir yer olarak geldi. Fakat pek bir iletişim kuramadık insanlarla; çünkü turist olarak geldiğiniz zaman tek iletişim kanalınız tur rehberleridir. Şimdi burada bir sürü insanlar iletişim kuruyorum, ve Türkiye'nin yüzünü daha yakından tanıdığımı düşünüyorum. Turistlik yerlere gitmektense, yerel halkın geçirdiği günlük hayatı yaşamak daha güzel, ve ben bu şansa sahip oldum. Gayet mutluyum.


''Uçak sesleri çok dikkatimi çekti''

Eskişehir'de en çok dikkatinizi çeken nedir?

Eskişehir çok büyük bir yer. Gelmeden önce nüfusunun pek fazla fazla olmadığını duydum. Fakat duyduğumdan daha fazla nüfusa sahipmiş. Ama aynı zamanda gezmek görmek için de kolaylıklara sahip bir şehir. İsmini bilmediğim bir çok yere tek başıma gidebiliyorum. Bana ayrıca çok gürültülü geldi. En çok dikkatimi çeken nokta ise, uçak ve ezan sesleri. Bana çok garip geldi; çünkü Amerika' da pek böyle şeyler görmeniz mümkün değil. Özellikle uçakları söyleyebilirim. Her uçak geçişinde kafam yukarda seyrediyorum.

Modern kampüsler biraz soğuk olur anlayışı vardır. Bizim kampüsümüz için aynısını düşünüyor musunuz?

Benim geldiğim üniversitenin kampüsünden çok daha büyük bir kampüse sahip. Geldiğim üniversitenin rektörü burayı çok seveceğimi söylemişti. Önceden olumlu sözler duymama rağmen yine de böyle bir güzellik beklemiyordum. Amerika'daki çok az üniversitede böyle güzel bahçeler vardır. Fakat ne kadar güvenlik olduğu dikkatimi çekti. Bu durumun beni güvendemi hissettirdiğini yoksa tereddütte mi hissettirdiğini anlamadım. Benim ülkemde de güvenlik yoğundur. Ama böyle kampüs içinde yada göze batacak şekilde gezen yoktur. Birçok şeyin güzel oldugunu ama kampüsteki araçların da çok süratli gittiğini söyleyebilirim. Bazen korkuyorum. Amerika'daki bir çok üniversitelerde kampüsün ana halterlerinde araç kullanılması yasak ama burası büyük bir kampüs oldugu için anlayabiliyorum.


Üniversitemizin öğrencileri ile bir sahne çalışması yaptınız. Çalışmalarınız nasıldı yaşadığınız zorluklar oldu mu?

Bu çalışmanın amacı yabancı öğrencilerle, Amerikan kültürüne yönelik bir metni ele almaktı.Bu onlar için çok değişikti. Öğrenciler bu farklı yaklaşımı denemeye açıklardı. Yeni bir çalışma konusunda bütün deneyime açıklardı ne olduğunu merak ettiler. Bunu gerçekleştirmeye çalıştılar. Bu nedenle sahneleyeceğimiz oyunun provaları daha erken bitti. Çalışma konusunda işbirliği yaptılar ve çalışmalar beklentimin üzerindeydi.



Öğrenciler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öğrencileriniz, bizim öğrencilere çok benziyor. Birbirleri ile konuşmaları da burada kendilerini benziyor. Türkiye'deki öğrenciler kendilerini üniversitede çok rahat hissediyorlar. Sanki evindeymiş gibi, bu çok hoşuma gitti. Ayrıca giyim tarzları çok benzer.

''Tişörtlerde hep ingilizce yazılar var''

Sizce öğrencilerin birbirine benzemesi Amerikan etkisinden mi kaynaklanıyor?

Aslında olabilir. Bir çok öğrencinin üzerinde tişörtler var ama üzerindeki yazılar hep ingilizce. Neredeyse üzerinde hiç Türkçe yazı yazan tişörtler yok. Bu öğrencileri gördügüm zaman kendi kampüsünden bir farkı yok. Öğrencilerin çok büyük bir bölümünün ingilizce anladığını gördüm. Her ne kadar konuşma becerileri pek gelişmemiş olsa da ingilizce anlayabiliyorlar. Bu Amerikan dizileri, Youtube ve Amerikan müziğinin etkisi diye düşünüyorum. Mesela bazen kampüste gezinirken Türkçe konuşan öğrenciler oluyor, onların ingilizce kelime kullandıklarını görüyorum.




''Soğuk savaş komedisi'' adlı oyununuz var. Oyununuz Amerikan politikasına bir eleştiri miydi?

Bu oyun yazarlığı yarışmasında ödül kazanmak adına yazdığım bir oyundu. Amerikan politikasından çok 1950'lilerin Amerika'sına yönelik bir komediydi. Bu dönemdeki yaşamları, ironileri anlattım ve bu oyunla 1996 yılında New York'ta seçkin drama ödülünü kazandım.
Türkiye'de tanıdığınız yada takip ettiğiniz bir sanatçı var mı?

Orhan Pamuk'un birkaç kitabını daha önce okudum. Onun dışında pek tanıdığım sanatçı yok. Yalnız Türk tarihini çok okuyorum. Gerçekten Türk tarihine karşı yoğun bir ilgim var.




« PREV
NEXT »

Hiç yorum yok

Yorum Gönder