Writen by
birhabersin
Pazartesi, Kasım 18, 2013
-
2
Comments
Pearl Harbour saldırısından kurtulan tek geminin Türkiye'de olduğunu ve geminin son parçasının cami şadırvanı tadilatında kullanıldığını biliyor muydunuz?
Pearl
Harbour Saldırısı, Japon İmparatorluk Donanmasının 7 Aralık
1941 sabahı Pearl Harbor, Oahu, Hawaii’ye gerçekleştirdiği
sürpriz saldırıdır. Saldırı, Birleşik Devletler Donanması’nın
Pasifik Filosu ve onu koruyan Ordu Hava Kuvvetleri ile Deniz
Piyadeleri’ni hedef almıştır. Operasyonun amacı, Pasifik’te
kuvvetle muhtemel olan bir Amerikan askeri müdahalesini önlemektir.
Bu saldırı ayrıca "Pearl Harbor bombardımanı" veya
"Pearl Harbor savaşı" olarak da anılır ama en geneli
"Pearl Harbor saldırısı" veya basitçe "Pearl
Harbor" dır. Saldırı 12 Amerikan savaş gemisini ciddi
şekilde hasara uğratmış veya batırmış, 188 savaş uçağını
imha etmiş, ve 2,403 Amerikan askeri ile 68 sivilin ölümüne neden
olmuştur. Bununla beraber Pasifik Filosunun üç uçak gemisi, üssün
önemli tankerleri, denizaltılar ve fabrika gemileri gibi unsurları
limanda değildi ve zarar görmekten kurtuldu. Bu kaynakları
kullanmak, Birleşik Devletlerin bir yılda toparlamasını
sağlayabilmiştir. Aslında II. Dünya Savaşındaki ilk Amerikan
ateşi ve ilk ölümler, Amerikan Destroyeri (Çok hızlı giden
orta büyüklükte savaş gemisi ) USS Ward (DD-139) kodlu geminin ,
liman girişindeki devriye sırasında bir cep denizaltısına
saldırdığı ve batırdığı zaman, Hawaai saati ile 06:37 de
gerçekleşti. Beş Ko-hyoteki Sınıfı cep denizaltısı saldırı
başladıktan sonra Amerikan gemilerini bombalamakla
görevlendirilmişti, ve daha sonra bulunabilen dört tanesi de dahil
hiçbiri geri dönemedi. Denizaltılarını terk edebilen 10
denizciden dokuzu öldü ve sadece bir tanesi,Kazuo Sakamaki adlı
kişi II. Dünya Savaşındaki ilk Japon savaş esiri olarak
yakalandı. 1999’da II. Birleşik Devletler Donanma Enstitüsü
fotografik analizlerinde cep denizaltılarından birinin limana
başarıyla girdiği ve USS West Virginia (BB-48) ya bir torpido
ateşlemeyi başardığı gösterildi. Bu denizaltının en son
nerede olduğu bilinmemekte.İlk saldırı dalgası İmparatorluk
Donanması Hava Gücünden Yüzbaşı Mitsuo Fuchida tarafından
kumanda edildi.Saldırı başladıktan 90 dakika sonra bitti. 2403
Amerikalı ölmüş (Bunlardan altmış sekizi sivildi, bir çoğu
Amerikan uçaksavarlarının şarapnel ve kovanlarının sivil alana
düşmesi ile ölmüştür) ve 1.178 kişi yaralanmış. Beşi Zırhlı
olmak üzere 12 gemi batmıştı.
![]() |
Gemi üzerinde taşıdığı "haç"
işaretleri nedeniyle japonların Pearl Harbourda ünlü
bombardımanından kurtulan tek gemi
|
Solace
(umut ) gemisi
Geminin
son dönemleri
Devrinin ünlü yolcu gemisi Ankara'nın seferden alınıp
kadrodışı bırakıldığı sırada gemi Aliağa'ya söküme
gönderilmeden önce pek çok malzemesi ve çok değerli sofra
takımları Cami altı'ndaki depolara taşındı. 1981 yılı Ocak
ayında Denizcilik Bankası Genel Müdür Yardımcılığına atanan
Mehmet Erol Tarhan zamanında satışa çıkartılan muhtelif gemi
eskisi yanında Ankara Gemisi'nin sofra takımlarının "Büyük
Ali" olarak bilinen Galatasaraylı futbolcu Ali Beratlıgil'e
satıldığı belirtiliyor. Camialtı Tersanesi'ndeki depolarda halen
Ankara gemisinin tuvaletleri bulunuyor. Yakın zamanda Haliç
Tersanesi'nde Ankara'nın kampanası farkedilerek emniyete alınırken,
çok değerli ve tarihi değeri olan sofra takımlarının bir
kısmının zamanla Türkiye Turizm ve Otomobil Kurumu Genel Müdürü
tarihçi Çelik Gülersoy tarafından kuruma kazandırılmak amacıyla
Ali Beratlıgil'den satın alındığı ve bir kısım gümüş
kaplama sofra takımlarının halen Kurum'un Fenerbahçe'deki
Romantika Cafe'de muhafaza edildiği ortaya çıktı.
Ankara'nın
eserleri müzelik
Pearl
Harbor saldırısında , Amerikan güçleri: 12 savaş gemisi, 188
savaş uçağı kaybeder ve 2400 Amerikan askeri ölür.
Yani: limanda bulunan Amerikan savaş gemilerinin hepsi hasar görür.
Yalnız: bir gemi hasar
görmez. Çünkü, bu geminin, her iki yanında da: “ büyük haç”
işaretleri bulunmaktadır ve hastane gemisi olarak
kullanılmaktadır.Türkçe”de umut anlamına gelen bu gemi: 25.000
Amerikan gencini, savaş bölgelerinden, Amerika’ya
taşır. Savaş sonrasında ise,
Solace
gemisi
sayesinde hayatını kurtaran Amerikalı gençler bir dernek kurarlar
ve bir madalya yaptırırlar. Madalyanın üzerinde,Solace
gemisinin
resmi bulunur ve bu madalyaları takmaya başlarlar. Amerikan
devleti, bu durumdan rahatsız olur. Solace gemisini yok etmeye karar
verirler. Ancak, sapasağlam gemi, o dönem yaşanan ekonomik
zorluklar gemiyi yok etmekten çok satma fikrine dönüşür.Çözüm
olarak: geminin
uzak
bir
ülkeye satılması ve makyajının değiştirilerek, başka bir
amaçla kullanılmasına karar verilir. Çünkü, Amerika’da gemi,
savaş karşıtlarının bir simgesi haline gelmektedir.
Geminin
Türkiye Yolculuğu

Gelelim,
Türkiye’ye: II. Dünya Savaşı
biter,
1945 yılında, ülkemizde, deniz yollarındaki
yolcu
talebini
karşılamak için,
yeni
yolcu
gemilerinin alınmasına ihtiyaç duyulur. İlk müracaat edilen
Amerika’nın elinde, ihtiyacımızı karşılayacak, çalışır
durumdaki 6 gemi, yolcu gemisi olarak kullanılmak üzere satın
alınır.Bu gemilerden bir tanesi: 1933 yılında yapılan; 125 metre
uzunluğunda,19 metre genişliğinde, “Solage
Ah 5”
adıyla Amerikan
Deniz
Kuvvetleri
tarafından
kullanılan bir hastane gemisiydi.
Evet,
tahmin ettiğiniz gibi, biraz önce sözünü ettiğim, bu gemi, 1948
yılında, Türkiye’ye yolcu gemisi olarak satılıyor. Bu güzel
gemi; aynı yıl, yapılan tadilatlar sonucu, bir çok kamaralı bir
turistik yolcu gemisi haline sokulur. İsim olarak ise “Ankara”
ismi konulur.
Uzun
bir
yolculuktan sonra, Türkiye’ye getirilir. Evet, güzel ve rahat bir
gemi olarak “Ankara” gemisi öne çıkar. Beyaza boyanır. Geniş
salonları, rahat yemekhaneleri ve bir de garajı bulunmaktadır.
Yani, yolcuların araçları da, geminin yan tarafındaki kapaklar
açılarak, iç bölümde bulunan garaja alınabilmektedir. Ankara
gemisinin her sefere çıkışı ve her seferden dönüşü, gazete
sütunlarında haber olurdu.
Ekim
1977 tarihinde, gemi sökülmek üzere: Halit Tersanesine
yanaştırıldı. Tüm güverte üstü söküldü, kesilip ayrıldı.
1979 yılında ise: bir römorkör eşliğinde; İzmir Tersanesine
çekilerek götürüldü. Bu sırada: İstanbul-Kasımpaşa Cami Altı
Tersanesi yanında bulunan ve 1776 yılında, Sadrazam Çorlulu Ali
Paşa tarafından yaptırılan: Çorlulu Ali Paşa camisinde;
çatıdaki onarım sırasında kullanılan kaynak nedeniyle büyük
bir yangın çıkar ve hasara neden olur. 1980 yılında: Caminin
restorasyonuna başlanır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı
Haliç
Tersanesi
yakınlarındaki
caminin onarımı tamamlanır. Ancak; şadırvan kısmının
onarımına sıra geldiğinde, şadırvan çatısının
kurşun
bölümünün
yenilenmesi gerektiği anlaşılır. Ancak: kurşun bulunmamaktadır.
Kıtlık yılları. Etibank dahi, kurşun talebini geri çevirir.
Şadırvan, çatısız kalma durumundadır. Birçok yere, şadırvan
çatısı için kurşun plakalara ihtiyaç bulunduğu haberleri
gönderilir. İzmir-Aliağa Tersanesinde; römorkör eşliğinde
getirilen;
Ankara
gemisi,
tamamen sökülerek, jilet olmayı beklemektedir. Bu sırada;
İstanbul’dan gönderilen, şadırvan çatısı için kurşun
ihtiyacı bulunduğu haberleri buraya kadar ulaşmıştır. Aliağa
Tersanesinde görevli, emekli bir asker; geminin mazisini, geminin
bir hastane gemisi olarak kullanıldığını bildiğinden (çoğu
insan
tarafından
geminin bu özelliği tamamen unutulmuştur): geminin içinde kurşun
bulunabileceğini düşünerek, İstanbul’daki sökümde,
dokunulmayan gemi duvarlarında araştırma yapar ve röntgen
odasının duvarlarında, kurşuna rastlar. Duvarlar söküldüğünde
ise, röntgen odası olarak kullanılan yerin duvarlarının,
radyasyondan korunmak için tamamen kurşun kaplanmış olduğunu
görür.İstanbul Haliç Tersanesine haber verilir ve buradaki
görevliler gelirler, hayretler içinde, Ankara gemisinin,
daha
önce röntgen odası olarak kullanılan, kamarasının odasının
duvarlarındaki
kurşun
levhaları
sökerek, İstanbul’a götürürler ve Çorlulu Ali Paşa Camisinin
şadırvanının çatısı bu kurşun levhalarla kaplanarak,
restorasyon çalışmaları tamamlanır. Evet, Çorlulu Ali Paşa.
Zamanında; Padişah’ın kızıyla evlenerek, Saraya damat olarak
giren, daha sonra Sadrazamlık mevkiine kadar ulaşan ve İsveç-Rus
savaşında, İsveç tarafının tutulmasını sağlaması ve
İsveç’in Ruslara yenilmesi nedeniyle idam edilerek öldürülen
bir paşa.
Ankara
Gemisi: 5 Mayıs 1981 tarihinde, İzmir-Aliağa Tersanesinde tamamen
parçalanarak yok edilir. Keşke,tarihi
süreç
içinde oynadığı rolü iyi bilinse idi ve parçalanmasaydı.
İnanıyorum ki, günümüzde, Amerika’dan yalnızca bu gemiyi
görmek için binlerce insan, ülkemize gelebilirdi. Çünkü: başta
da belirttiğim gibi, gemi, canını kurtardığı insanlar
tarafından, büyük bir idol olarak değerlendiriliyordu.
Geminin
eserleri çalındı mı ?
Referans
gazetesinin 24.01.2008 tarihindeki Osman Öndeş imzalı haberde gemi
ile ilgili şu bilgilere yer verilmiş.
Barı
Yelken Klübü'nde
Ankara
Gemisi'nin barı ise yine Fenerbahçe'deki Yelken Klübü'nde çok az
bir değişiklikle bar olarak kullanılıyor. Denizcilik Bankası
Genel müdürlerinden Nezih Neyzi'nin Ankara Gemisi'nin sökülüşüne
dair notlarında, "Ankara gemisi filomuzun en güzel yolcu
gemisi idi. Gemiyi 1948'de almışız ve İngiltere'de elden
geçirdikten sonra filomuza katmışız. Aslında gemi 1930'da
Amerika'da yolcu gemisi İriquois isminde yapılmış ve devrinin
lüks yolcu gemilerinden. New York ile Bahama adaları arasında
çalışan dört kardeş gemiden bir tanesi" deniliyor. Neyzi,
Ankara gemisinin yaşama veda etmesinin zorunlu hale gelmesine
üzülmelerine rağmen "Pendik" isimli eserinde şöyle
demekte; "Yavaş yavaş gemiyi söküyorduk. O kadar sıkıntı
içinde idik ki depolarındaki fuel oil bile imdadımıza yetişti.
Deniz yollarına pek çok tabak, çanak, mutfak araç gereçleri vb.
çıkıyordu. Yeni yapılan gemilerde de (Avşa ve Uludağ) borda
tahtaları ve başka parçalarını kullandık."
"SOLACE
madalyonu-Pearl Harbor'da bulunan Arizona Memorial Museum Foundation
tarafından yaptırılmış 7 Aralık 1941 tarihinde Pearl Harbor
baskınında Solace gemisi de limanın dışında bulunuyormuş"
diyen Neyzen notlarını şöyle sürdürüyor; "İkinci Dünya
Savaşı'nda Pasifik denizinde 170.000 mil yol kat ederek 25.000
yaralının hayatını SOLACE hastane gemisi kurtarmış. 1948'de
Türkiye SOLACE'ı satın almış ve yolcu gemisi olarak tadil
ettirerek adını ANKARA koymuş. Salonlardan çıkan büyük boy
resimlerden birisini Ankara Ulus şubesini süslemek üzere Ankara'ya
gönderttim. Kasasını da Genel Merkez şubesine verdik. Telgraf
tesislerini de Yalova'da kurduğumuz yedek genel müdürlük binasına
taşıtmıştık. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında: böyle bir
tedbir düşünmüştük." Halen Ankara gemisinden alınan
tabloların, akıbeti bilinemediği gibi, Avşa ve Uludağ gemilerine
verilen diğer sofra takımlarının da tespitinin yapılarak her
biri Türk denizcilik tarihi açısından hudutsuz önem taşıyan bu
objelerin kurulması tasarlanan Denizcilik Müzesi envanterine
kazandırılması beklenmekte.
Günümüzde,
yine de bu gemiden geriye kalmış birkaç obje var. Bunlar: Türkiye
Denizcilik
İşletmelerinin
Tarih
ve
Sanat Müzesinde sergilenen: Geminin dümeni ve İstanbul-Kasımpaşa-Haliç
Tersanesinde bulunan Çorlulu Ali Paşa camisinin şadırvanının
çatısı. Yolu buraya düşenler, şadırvandan buz gibi su içerek
serinlerken veya abdest alırken başını kaldırıp, şadırvanın
çatısına bakmayı ihmal etmesinler.Kahraman gemiden, geriye kalan
bir parçayı görüp, bu satırları hatırlayarak, tarihin
derinliklerine kısa bir yolculuk yapabilirler.


Keyifli bir yazı olmuş. İki bölümde yazsaydın daha iyi olurdu.
YanıtlaSilÇok güzel haberler yayınlıyorsunuz.Okudukça bilgim artıyor :9
YanıtlaSil