Writen by
birhabersin
Cumartesi, Ocak 11, 2014
-
1
Comments
Selanik'te 1905 yılında doğan Cavit Cav gerek Türkiye'nin spor tarihine gerekse sanayisine ve sağlık alanına damga vurmuş bir isim. İlklerin adamı olarak tanınan Cav, kadavrasını bağışlayarak bu alanda öncülük etmiş bir isim.
Saray mektebinde okuduğu dönemde Taksimde Topçu Kışlası avlusunda bisiklet yarışmalarını izliyor. Duyuyor ki olimpiyatlara seçmeler var. Katılıyor ve birinci oluyor. Olimpiyatlara gidiyor. 1924 yılında Paris'te
düzenlenen 1924 Yaz Olimpiyatları'na katıldıysa da,
bisikletinin standartlara uygun olmamasından dolayı yarışlara
katılamadı. Olimpiyatlardan alınan dersler doğrultusunda
Türkiye'de bisiklet sporunun dünya standartlarına uygun bir
şekilde icra edilmeye başlanmasıyla birlikte, 1924 yılında ilk
kez resmi İstanbul ve Türkiye Şampiyonaları düzenlendi. Cav, İstanbul Şampiyonası'nda birinci olduğu gibi, "sürat"
ve "dayanıklılık" olmak üzere iki kategoride düzenlenen
Türkiye Şampiyonası'nda her iki kategoride de birinci oldu ve bu
başarısını 1932'ye dek sürdürdü. 1925 yılından itibaren ilke
kez İstanbul-Konya arasında düzenlenen daha sonra diğer illerin
de dahil edildiği maraton yarışlarını da birinci bitirdi. 1927
yılında Bulgaristan ile yapılan ikili müsabakalarda ilk
kez milli formayı giydi.
Olimpiyatlarda başarı serüveni
1928 yılında bu defa Amsterdam'da
düzenlenen Olimpiyat Oyunları'na katıldı. Aynı
Olimpiyatlarda Türk milli takımında yine bisikletçi olan
kardeşi Galip Cav da bulunuyordu. Cavit Cav, 1000 metre
yarışında 16. oldu, 4.000 metre takım yarışında ise Cavit
Cav'ın da bulunduğu Türkiye ikili eşleşmedeki
rakibi İngiltere'ye geçilerek finali koşma şansını kaçırdı
ve dokuzuncu sırada yer aldı.
İlklerin adamı Cavit Cav
Çok zeki ve girişken olan Cavit Cav, Sultanahmet ile Ayasofya çevresinde ilk kiralık bisiklet
seferlerini başlatıyor. Tabii bu Türkiye'de ilk defa yapılıyor. Daha sonra bir bisiklet tamir atölyesi kuruyor.
Sonraları onu fabrika bile yapıyor.1925 'CAV BİSİKLET' fabrikası ismini veriyor. Dünyanın en önemli bisiklet markalarından biri oluyor.
Kazım Karabekir Paşa'nın ikizleri dünyaya geliyor. Cavit Cav’a
“Yav şu çocuklar için bebek arabası var mı? ”Nedir
ya, bunları hep ithal mi edeceğiz?” der.Ve Cavit Cav ilk
yerli bebek arabasını üretiyor. Bir başka deyişe göre de
kızına o dönem çocuk arabası bulamıyor ve ona yapıyor. O da
yetmiyor, Ankara’da engelli bir çocuğun yardıma ihtiyacı
var. Cavit Cav ilk yerli tekerlekli sandalyeyi yapıyor. Sanki
ilkleri yapmak Cavit Cav’ın bir yeteneğiymiş gibi.İşleri
daha da büyütecek lakin 1960'larda işleri büyütmek için
tefeciden para alır ve iflas eder. Kendisini içkiye verir Cavit
Cav. Çok sevdiği karısı “Eğer içkiyi bırakmazsan evi terk
ederim!”der ve gider.
1961'de kurduğu bisiklet fabrikasının açılış törenindeki konuşmasından;
"Tophane sanat okulu atölye hocalığı için açılan imtihanlara katıldım; bu imtihanı başarıyla geçerek on dokuz yaşında öğretmen kadrosuna girdim. bugün memleketimizin en büyük fabrikalarında umum müdürü olarak çalışan yüksek mühendis talebelerim mevcuttur. bu çalışmalarım devam ederken, her sene Türkiye bisiklet şampiyonluklarını kazanarak bu sporun 1933 senesine kadar geçilmez, yenilmez tek adamı unvanını bırakmadım. 1928 Amsterdam Olimpiyatlarına gitmeden evvel, o zamanın bisiklet federasyonu reisi muvaffak Menemencioğlu'nun delaletiyle Paris'te bisiklet fabrikalarında çalışarak idmanlarımızı da gene Paris'te yaparak, olimpiyatlara Paris'ten iştirak ettim. Maalesef Amsterdam Olimpiyatlarında bir derece alamadık. Paris'teki çalışmalarımız bisiklet mevzusundaki bilgimi arttırdı ve bu işin imalciliği hevesine de kapılarak çocuk bisikletleri yapmaya başladım. İstanbul'daki mağazamı, 1933 yılında Ankara'ya naklederek aynı mevzu üzerinde çalışmaya devam ettim. 1934 yılında dünyaya gelen kızıma çocuk arabası bulamamıştım. kızımın ihtiyacından aldığım ilhamla çocuk arabası mevzusunu ele aldım. 1940'a kadar Ankara'da çocuk arabası yapmaya çalıştım. İmal etmenin Ankara'da inkişaf edemeyeceğini düşünerek tekrar İstanbul'a döndüm. 1941 senesinden bugüne kadar bu işlerimi yavaş yavaş ilerleterek çocuk arabası ve çocuk bisikleti mevzusunda Türkiye'mizin ihtiyacını karşılamaya gayret ettim."
Bisikletten üretiminden çöp arabasına
Cavit Cav bu arada hayata tutunmak
için yine bir ilk gerçekleştiriyor. İlk çöp arabasını
yapıyor. Yaptığı çöp arabalarının üzerlerine kocaman harflerle ''ÇÖP'' yazdırır. Yakın çevresi bunun çöp arabası olduğunu herkes anlar der. Cav'ın cevabı ise manidardır. ''Türk insanı kolay anlamaz'' der. Nitekim günümüz de çöplerimizi gelişi güzel atıyoruz. Çöp arabalarından çok yanına bırakıyoruz. Daha sonra rahatsızlanan Cav, 1982 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne yatırılır. Bu arada gazeteden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri eğitimlerini
sürdürebilmek ve geliştirebilmek için kadavra ihtiyacı olduğunun haberini okur. Cavit
Cav, hasta yatağından vasiyet yazar ve hastane yönetimine
bildirir. “Ben Cavit Cav, olimpiyatlara katılan milli atlet,
Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük sanayicilerinden, buradayım ve
biliyorum çok ömrüm kalmadı. Bu yataktan kalkamayacağım. Bedeni
mi bu ülkenin bilimi aydınlansın diye, gençler öğrensin diye
kadavra olarak bağışlıyorum.” der. Ve bu Türkiye’nin ilk kadavra
bağışıdır.




girişimciliğin böylesi..
YanıtlaSil