Son Haberler

Dropdown Menu

.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Taş ile roket vurmaya devam


Bir kaç gün önce bir arkadaşımın daveti üzerine evine gittim. Arkadaşım evde oturmuş net üzerinden Kurtlar Vadisi'ni seyrediyordu. Hafif delikanlı ayakları kendisini gaza getirmiş olacak ki üzerine siyah ceketi giymiş kiracı olarak oturduğu evde sanki gerçek ev sahibiymiş gibi yüksek sesle diziyi seyrediyordu. Kurtlar Vadisi pek ilgi göstermediğim bir diziydi. Nitekim geçmiş yıllarda bir kaç bölüm izlediğim olmuş oyunculuk, görsel efektler, kurguda aksayan hususlar gibi konular yüzünden diziyi izlememiştim. Yazıda anlatmak istediğim kısım bu teknik konuların dışında ama dizide rol alan oyuncuların oyunculukları da beşinci sınıf sayılamayacak kadar kötü. 

Özellikle geniş bir bütçesi olmasına rağmen arkadaş grubu gibi bir oyuncu kadrosu yaratmak dizinin kalitesini ortaya koyuyor. Derin devlet, mafya, politik çıkar ilişkileri, milliyetçilik gibi kavramlar ilgimi çekmese de  iyi bir dizi malzemesi veya film konusu olma fikrinde hem fikirim. Fakat benim ilgimi çeken nokta yıllarca yayınlanan ve milyonları ekran başına kitleyen Kurtlar Vadisi ekibinin izler kitleyi ne kadar aptal yerine koyduğu ile ilgili. Özellikle muhafazakar ve milliyetçi olarak geçinen kesimlerin aslında nasıl bir paradoks yaşadığının güzel bir örneği.

Daha iyi anlamanız için bir açıklama yapmam şart. Namazla şöyle, ya da böyle bir ilgisi, bir ilişkisi olan herkes bilir ki sabah namazının farzı eğer cemaatle kılınıyorsa her iki rekatta birden imam Fatiha’yı ve sonrasında okuduğu sure ya da ayetleri sesli olarak okur.

Kerahet vakti çok yakın değilse Fatiha sonrasında sure, yada ayetler mümkün olduğunca uzun tutulur. İmam ezberinde olan ayet, ya da surelerden uzun olanları seçer. Bunu yaparken de ezberinde olanları seçer. Namaz kılan ve yaz aylarında Kuran kursuna giden herkes bunu bilir.

Şimdi gelelim Kurtlar Vadisi sahnesine, Kurtlar Vadisi’nin sabah namazı sahnesinde imam birinci rekâtta Fatiha ve sonrasında okuduğu ayeti sesli olarak okuyor. İmamın Fatiha’dan sonra okuduğu bir ayet çok kısa, belki bu konuda bütün ayeti okuyup dizinin vaktini alacak hali yok diyebilirsiniz. Fakat imam cemaatle birlikte ikinci rekâta kalkınca sesli okuma yapılmıyor. Yani sabah namazında birinci rekatta sesli okuma var, ikinci rekatta yok. Ayrıca sabah namazını kılan Ömer Baba, Polat ve diğer cemaatin sabah namazının sünnetini kıldığını görmüyoruz. Sabah Namazına direkt farz ile başlanıyor. Hatta imam ortaya sadece farzı kıldırmak için çıkıyor. Sanki imamın sünnet kılmasına gerek yok gibi..

Günde 5 vakit namaz kılmayan bir insan olarak ben bu detayları yakalayabiliyorum. Fakat dizinin muhafazakar kesiminin hiç mi dikkatini çekmedi? Peki bir tarikata mensup olduğu iddia edilen Necati Şaşmaz neden senaryoya müdahale etmedi? Bu diziye özen göstermemesinden mi yoksa namaz kılmayı bilmediğinden mi kaynaklanıyor? Hadi bunu da geçtim senaryoyu yazan kişiler namaz nasıl kılınır veya namaz sahnesinde nelere dikkat etmemiz gerekiyor diye hiç mi düşünmediler? Din gibi bir konuda sahne çekilecekse başta senaristler olmak üzere bütün ekip doğru çekim yapıldığından emin olmak durumundalar. 

Güllü karakterinin Ömer Baba'yı kolunu kaybettiği dönemi hatırlayıp  daha sonra iki eliyle yüzünü ovşadığı sahne ile  terör kampına düşen bomba sahnesinde, bombadan öncen giden Polat Alemdar'ın etkilenmesi ve arkadan gelen Siyah Sancak Komutanına bir şey olmamasını hiç söylemiyorum bile... Ne diyelim taş ile roket vurmaya devam.
« PREV
NEXT »

Hiç yorum yok

Yorum Gönder