Writen by
birhabersin
Pazar, Ocak 11, 2015
-
0
Comments
"Ulusaşırı
Dayanışmalar: Irkçılık, Soykırım ve Yerleşimci Sömürgeciliğe Direnmek"
başlıklı konuşmasında insan hakları, kölelik ve ırkçılık konularında dikkat
çekici açıklamalarda bulunan ünlü hümanist Angela Davis, Hrant Dink’in 8. Ölüm
yıldönümünde, eşitlik, adalet ve barış mücadelesinin daha da güçlü şekilde
devam ettiğini belirterek, “Dünyanın her yerinde insanların söylediği gibi: Ben
Hrant Dink’im diye konuştu”.
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası
İlişkiler Bölümü, Sosyoloji Bölümü ve Tarih Bölümü ev sahipliğinde her yıl
düzenlenen Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı, 1970'li
yıllarda, politik tutukluların hakları hareketinin sembolü olan, ABD'li insan
hakları savunucusu, filozof, hümanist ve yazar Angela Davis’i konuk etti.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Gülay Barbarosoğlu ve Hrant Dink’in eşi Rakel
Dink’in de birer konuşma yaptığı konferansta, eşitlik, adalet ve barış
mesajları verildi.
“Hrant
Dink’in ruhu yaşıyor ve daha da güçleniyor”
Konuşmasına “Hrant Dink sömürgecilik ve soykırım ve
ırkçılığa karşı yürütülen mücadelenin güçlü bir sembolü olmaya devam ediyor”
diyerek başlayan Davis, “Hrant Dink’in eşitlik,
barış, adalet hayalini ortadan kaldırabileceğini düşünmüş olan kişiler
zannediyorum artık farkındalar sayısız hrank dink yarattılar aslında. Dünyanın
her yerinde insanların söylediği gibi: Ben Hrant Dink’im. Biz Hrant Dink’in
eşitlik ve adalet mücadelesinin devam ettiğini gayet iyi biliyoruz. Hrant Dink’in ruhu yaşıyor ve daha da
güçleniyor” dedi.
“Yasımızı
tutarken adalete yönelmeliyiz”
Geçtiğimiz günlerde Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’ya
yapılan saldırıyı da değerlendiren Davis, “Bizler burada Paris’te öldürülmüş
olan 12 gazeteci ve polis memurunun aile ve sevdiklerine taziyelerimizi
iletirken öç alma tutumuna düşmemeliyiz. Ben bu şüphelilerin, bu genç adamların
yüzlerine baktığım zaman sadece terörün yüzünü görmemeye çalışıyorum. Yanlış yönlendirilmiş gençlerin yüzlerini
görmeye çalışıyorum. Gelecekteki imkanlardan yoksun bırakılmış gençleri görmeye
çalışıyorum. İntikam ve cezalandırma
etkilerinden kendimizi mümkün olduğunca özgürleştirmeli ve arındırmalıyız. Yasımızı
tutarken adalete yönelmeliyiz” dedi.
Davis ayrıca Türkiye’de yaşayan insanların kendi
sömürgeci emperyal geçmişleriyle nasıl yüzleşeceklerini söyleyemeyeceğini
belirterek “Ancak Hrant Dink’ten ve diğerlerinde öğrendiğim kadarıyla özgürce konuşabilmelisiniz.
Yunanlılar, Suriyeliler, Ermeniler, hepsinin tabi tutulduğu şiddet hakkında
özgürce konuşabilmeliyiz. Aynı şekilde Kürtlerin yaşadıklarını özgürce
konuşabilmeliyiz “dedi.
“Ulusaşırı
dayanışma ruhu sayesinde bugün karşınızdayım”
Uluslararası etkileşimin gücüne değinen Davis,
kendisinin de bir zamanlar tutuklandığını hatırlatarak, “Belki de sizin anne-babalarınız ya da
büyükanne ve büyükbabalarınız benim özgür bırakılmam için sokaklarda
yürümüştür. O dönemde muazzam bir uluslararası kampanya yürütülmüştü ve bu
kampanya sayesinde her şeye rağmen biz kanmıştık. O dönemde imkânsız görülen
bir başarıydı bu, Amerika’daki gücün alt edilemeyeceği düşünülüyordu ancak bu
kampanya sayesinde bugün sizlerin huzurunuzdayım” dedi. Ferguson’da yaşanan
olayları da ele alan Davis, insanların toplumsal şekilde bir beyanatta
bulunduğunu belirterek, ırkçı söylemlere kesinlikle rıza göstermiyoruz diye
haykırdıklarına dikkat çekti.
Davis,“Rutin polis eylemlerine, valilik savcılık ve
polis arasındaki işbirliğine rağmen siyah hayatların önemeli olduğunu ve bu
uğurda sokaklara çıkacaklarını, değişim meydana gelene kadar seslerini
duyurmaya devam edeceklerini söylediler “ dedi.
‘’Yeri
geldiğinde sesimiz yükseltmeliyiz’’
Son dönemde meydana gelen olayların liderlerinin,
manifestolarının ya da taleplerinin olmadığının söylendiğine dikkat çeken
Angela Davis, Stuart Hall’un bir sözünü hatırlatarak, “Sonuç ve etkiyi
ayrıştıralım. Sonuç başka etki başka şey. Belki de çocuğu kişi bu hareketlerin
başarısız olduğunu düşünüyor. Ama hayır, bu yenilikçi hayal gücü yüksek anların
değerini düşünerek nasıl bir etki ortaya konduğunu anlayabiliriz. Polisi
aramadan bir takım şeylere çözüm bulduklarını düşünürsek, bize bir ilham kaynağı
olmalı diye düşünüyorum. Bizim olağan dışı eylemlerde ve büyük çabalarda bulunmamız
gerekiyor. Ilımlı olmamalıyız; yeri geldiğinde ayağa kalkıp hayır demeyi
bilmeliyiz, sesimizi yükseltebilmeliyiz” diye konuştu.
“Hrant
Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı her yıl daha büyük ve farklı
bir anlam kazanıyor”
Boğaziçi
Üniversitesi Rektörü Gülay Barbarosoğlu, Hrant Dink’in ölümünün üzerinden 8 yıl
geçmesine rağmen suçluların hala bulunamadığını dikkat çekerek, “Bu süre içinde cinayetin
suçlularının adaletle yüzleşmesi günlük siyasetin çalkantılarına feda edildi.
Hrant Dink’in kaderi Türkiye için şiddetle arzuladığımız demokratikleşmenin
kaderiyle birleşti’’ diye konuştu. Hrant
Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı’nın her yıl daha büyük ve
farklı bir anlam kazandığını belirten Barbarosoğlu, iki gün önce Paris’te meydana
gelen vahşeti üniversite olarak koşulsuz kınadıklarının altını çizdi.

Hiç yorum yok
Yorum Gönder