Writen by
birhabersin
Cuma, Ocak 23, 2015
-
0
Comments
Eskiden her mahallede olan, gerektiğinde racon kesen, yumrukla adam deviren, düelloya çıkan meşhur kabadayılar...
1. Odesalı Kosti (1895) Yunanistan doğumlu, 'Odesalı' lakaplı Odesalı Kosti, Tünel'den Taksim'e kadar bütün mekanların haracını yiyor ve hiçbir ipucu bırakmadan kayıplara karışıyordu. Başı sıkışınca da işgal polisleri sayesinde paçayı sıyırıyordu. Odesalı'yı tanıtan sabit alameti ise; sağ kolunun iç kısmında eli kamalı bir kız resmi ve sol kolunda iki çiçek ortasında bir haç ve 'm' harfi bulunan dövmeleri olmasıydı. 'M' harfi metresi Mari'nin adını simgeliyordu.
2. İpsiz Recep (Emice) (1862)
İpsiz Recep'e 'İpsiz' lakabının verilmesine dair iki anlatım var. Birine göre; cesareti, gözü pekliği ve ataklığı sayesinde 'İpsiz' lakabını alır. Diğer bir anlatıma göre de; Elinde avucunda ne varsa, olanı da, olmayanı da verdiğinden ve kendisi 'cep delik, cepken delik' misali kaldığından adı 'İpsiz'e çıkmıştı. Milli mücadele'deki başarısıyla Atatürk'ten takdir toplayan İpsiz Recep, yelkenlisiyle Zonguldak üzerinden kömür taşımacılığı yaparken işlerinin bozulmasıyla eşkıyalığa başlamış, Kandıra civarında Müslüman halka zulmeden Rum çetelerine karşı Kuvayı Milliye saflarında başarıyla karşı koymuş.
3. Solak Ligor (1888)
Küçük yaşta ailesi ve hısımları arasında çıkan silahlı çatışma sonucu sağ kolundan yaralanıp sakat kalan Ligor, Konya'dan babasıyla birlikte göç edip İstanbul'a geldi. Baba mesleği olan terziliği sakat kolu nedeniyle yapamayınca işi serseriliğe vurmaya başladı. Sağ kolun verdiği eksikliği sol koluyla kapatmaya çalışan Ligor, kısa sürede korkunç denecek hızda bıçak kullanmaya başlayıp ilk denemesini de Balat'ta bir Yahudi üzerinde yaptı. Unkapanı'ndan Eyüp'e kadar tam 4 yıl o bölgenin tek kabadayısı oldu. Fakat bir hayat kadınıyla olan birlikteliği ileride bu saltanatı bitirecekti.
4. Piç Ardaş (1886)
Sivas doğumlu Piç Ardaş, İstanbul'a gelip Üsküdar'a göz koydu ve Manavcı Ali'yi öldürdükten sonra istediğini alıp Üsküdar'ın tek hakimi oldu. Söylentiye göre Piç Ardaş'ın girdiği düellolar en az 1 saat sürüyormuş. (Nasıl oluyorsa) Piç Ardaş'ın sabit alameti sağ elindeki baş ve işaret parmaklarının kesik olmasıydı.
5. Arap Hüsnü (1870)
Arap Hüsnü 'Heyüla gibi, iri yarı, gece insanın rüyasına girse korkutacak bir tip' diye anılıp, sağ kulağının kıkırdak kısmının olmaması, sol gözündeki perde ve çenesindeki çukurla dikkat çekiyordu. Trablusgarp doğumlu, Tophane semtini inim inim inleten insan azmanı için Ömer Ünal şunları söylüyordu: 'Onunla ilk kez Galata merkezinde karşılaştığımda kahvede içki satmaktan gelmişti. Meğer bu onun işlediği suçlar arasında en hafifiymiş. Trablusgarp'tan ne sebeple ve nasıl geldiğini kimse bilmiyordu. Ben ise henüz stajyer polistim. Onun hakkında bildiklerim, o tarihte benden eski olan meslektaşlarımdan duyduklarımdır. Zira onu tanıdığımda yaşı çoktan 45'i bulmuştu. Buna rağmen Tophane civarında kendisinden çok genç olan külhanları sindirmişti. İsmini duyurmaya başladığı zaman Salı Pazarı'nda iki kişiyi, Arap yapısı kaması ile öldürmüş fakat delil yetersizliğinden yakasını kurtarmıştı. Polis yakasına yapışmak için fırsat kollasa da Arap Hüsnü açık vermiyordu. Cumhuriyetin ilanıyla Arap Hüsnü'nün de defteri dürüldü. Hükümetin 28 Mayıs tarihli kararıyla hudut dışı edildi.'
6. Şık Manol (1890)
Tokat doğumlu Şık Manol ünlü İstanbul kabadayıları arasında adam öldürmemiş tek kişi unvanına sahip. Çıkan kavgalarda ve düellolarda da silah kullanmayan Şık Manol sadece kafasını ve yumruğunu kullanırdı. (Şıklığına diyecek yok)
7. Hiristo Anastadiyadis (1898)
Çocukluğundan itibaren suç batağına bulaşmış olan Hrisantos, ağabeyi Koço ile birlikte tramvaylarda yolcuların para çantalarını kapıp kaçarak ve bazen de annesinin işlettiği umumhaneye gelen erkeklerin paralarını çalarak başladı. Hrisantos, yaşı ilerledikçe karmanyolacılığa (Şehir içinde ıssız yolda ölümle korkutarak yapılan soygunculuk) da başlayıp, etrafına dönemin ünlü haydutlarından organize bir suç çetesi oluşturdu.
8. Baltalı Hano (İlk kadın kabadayı)
İstanbul'un varoş semtlerinden birinde yaşayan ve bir kabadayının sevgilisi olan Hanzade isimli bu kadın belki de ilk kadın kabadayı. 12 yaşındaki oğlunun bir gün ortadan kaybolmasıyla telaşlanan kadın oğlunu aramak için yollara düşeceği vakit kabadayı sevgili tarafından vazgeçirilir. Sonraki denemesinde yine aynı şey olur. Bunun üzerine Hanzade erkek kılığına girerek sevgilisini takip etmeye başlar. Sevgilisinin gece naralar atıp haraç topladıktan sonra bir hamamda geceyi sonlandırdığını fark eder. İçeri girdiğinde, oğlunu bir 'hamam oğlanı' olarak görür. Hamamı yakmak için bulunan odunların yanındaki baltayı kapmasıyla sevgilisi dahil 21 kişiyi öldürür. Oğlunu alıp kanlar içinde mahallesine döndüğünde ise 17 ay boyunca semttekilere kan kusturur. Bir müddet sonra haraç ve baltayla adam öldürmek suçlarından yargılanıp kurşuna dizilerek öldürülür.








Hiç yorum yok
Yorum Gönder