Writen by
birhabersin
Perşembe, Şubat 26, 2015
-
0
Comments
Sıkışma hissi, sık sık idrara çıkma, tuvalete yetişememe ve
altına kaçırma korkuları ile kendini gösteren aşırı aktif mesane sendromu
(AAMS) sıklıkla 40 yaş sonrası ortaya çıkıyor. Çoğunlukla kadınları etkilemekle
birlikte, erkekleri de ilgilendiren sorun, cinsel, fiziksel, psikolojik,
sosyal, mesleki açıdan yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürüyor. Uzmanlar,
sorunu yaşayan hastaların tedavi hakkında yeterli bilgi sahibi olamadıkları
için hastalığa boyun eğdiğini belirtiyor
Türkiye’de her 5 kadından ve her 7 erkekten birinde görülen
AAMS, pek çok kişiyi dışarı çıkmadıkları, sosyalleşmedikleri, tuvalete erişemeyecekleri
mekanlara gitmedikleri, sıvı tüketimini sınırlandırdıkları, erken yaştan
itibaren ped kullanmaya başladıkları depresif bir hayata sürüklüyor. Özellikle
çalışma hayatındaki kadınların gerek iş gerekse sosyal yaşamını olumsuz
etkileyen sorun, etkili tedavilere ulaşılamadığında kişiyi yaşamından
uzaklaştırıyor. Uzmanlar, mevcut tedavilerle sonuç alınamadığında hastaların
sorunla birlikte yaşamaya çalıştığını, çözüm aramak yerine öğrenilmiş çaresizlik
yaşadıklarına dikkat çekiyor.
60
yaşından sonra 3 kadından birini etkiliyor
Türk Kontinans Derneği Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Tıp
Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Aybek, Aşırı
Aktif Mesane Sendromu’nun ciddi bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Sıkışma
hissinin ana şikayet olduğu sorunla ilgili 18 yaş ve üstü bireyler arasında
yaptıkları araştırmada çok çarpıcı sonuçlara ulaştıklarını belirten Prof. Dr.
Zafer Aybek, “Kadınlarda her 5 kişiden birinde görülen bu sorunun gençlerde
görülme oranı daha düşük olmakla birlikte yaşın ilerlemesine paralel olarak
artıyor. 60 yaşın üzerindeki kadınlarda her 3 kadından birinde görülüyor.
Türkiye’de bu hastalık yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul ediliyor. AAMS
yeterince bilinmediğinden doğal bir kabulleniş sözkonusu. Bu durumu ‘öğrenilmiş
çaresizlik sendromu’ olarak nitelendirebiliriz” diye konuştu.
Antidepresan
kullanan hastalar var
Utanmak, hastalığı yaşlılığın doğal bir parçası olarak
görmek, doğumsal nedenlere bağlamak, sorunu zamanla kanıksayıp kabullenmek gibi
faktörlerin AAMS’yi yenmekteki en büyük engel olduğunu anlatan Prof. Dr. Zafer
Aybek, şöyle devam etti:
“Toplumumuzda bu soruna sahip olanlar, öncelikle bunun tıbbi
müdahale gerektiren bir durum olduğunun farkında değil. İdrar kaçırmanın
sıkıntılarını çok derin yaşayan hastalar antidepresan ilaç kullanma yoluna
gidiyor. Kişilerin cinsel, sosyal ve iş hayatı ciddi bir şekilde etkileniyor.
Tuvalete gitme ihtiyacının getirdiği endişe nedeni ile sinema, tiyatro gibi
toplu eğlencelere gidememe, iş toplantılarında uzun süre duramama, iş
motivasyonunun azalması, uzun seyahatlere çıkamama gibi sosyalleşmeyi ve iş hayatını
etkileyen durumlar karşısında kişiler ciddi depresyon yaşıyor. Sürekli yaşanan
bu durum bıkkınlık ve yaşama karşı isteksizlik hissi yaratıyor. Toplumumuzda
hastalık konusunda yeterince bilinçlenme olmadığından kişiler hastalık karşısındaki
çaresizliği kabullenme davranışına gidiyor.”
20
dakikalık enjeksiyon tedavisi yaşam kalitesini artırıyor
Sık sık idrara gitme, sıkışma, gece idrara çıkma, idrar
kaçırma gibi belirtilere sahip olanların mutlaka üroloji uzmanı tarafından
görülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aybek, tedavi yöntemlerini ve yeni
tedavi seçenekleri hakkında şu bilgileri verdi:
“İlk tedavi seçeneği bazı günlük alışkanlıklarını değiştirmek
gibi basit önlemler olacaktır. Sıvı miktarını, kahve içmeyi azaltmak, belirli
saat aralıklarında çok sıkışmadan idrar yapmak faydalı olabilir. Östrojen
eksikliği durumunda bölgesel vajinal östrojen kullanılması, idrar kontrolünü
sağlayan kasların egzersiz ve fizik tedavi yöntemleri ile güçlendirilmesi
olumlu etki sağlayacaktır. Bu basit yöntemlerle tedavi sağlanmadığı durumlarda
ağızdan bir takım ilaçlar denenebilir. İlaçlardan fayda göremeyen hastalarda da
enjeksiyon tedavisi gibi yöntemlerimiz var. 20 dakika gibi kısa bir uygulama
sonrası hızla sonuç veren enjeksiyon tedavisi etkin bir çözüm sunuyor. Mesane
kasına botulinum toksin enjeksiyonunun yapıldığı bu yöntemin etkisi hastalar
arasında değişbilmekle birlikte, ortalama 6 ay sürmektedir. Tedavinin hasta
üzerindeki etkisi geçtiği zaman yeniden enjeksiyon yapılabilir. Uygulamanın yan
etkileri düşüktür ancak hasta önceden detaylı bilgilendirilmelidir. Yaklaşık
20-30 dakikalık bir süre içinde endoskopik yöntemle bu işleme özel bir iğne ile
mesane kası içine enjeksiyon yapılır. Böylece soruna neden olan mesanedeki
istemsiz kasılmalar azaltılmaya çalışılır. Birçok tıbbi çalışmada, bu yöntemle
idrar kaçırma sıklığının azaldığı, hastanın yaşam kalitesinin yükseldiği rapor
edilmiştir.”
İşsizlik
oranları 1,5 kat yüksek
Prof. Dr. Zafer Aybek, bazı hastaların idrar sıkıştırması
nedeniyle yeterli egzersiz yapamadıklarını, bu nedenle de kilo aldıklarından şikayet
ettiklerini ifade ediyor. Yine iş verimliliğini bozan AAMS nedeniyle hastaların
tuvalate sık gitme isteği işveren tarafından “savsaklama” şeklinde algılanıyor.
ABD’de yapılan bir araştırma da AAMS’nin iş verimliliğini azalttığını, bu hasta
grubunda işsizlik oranlarının 1.5 kat yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
AAMS
nasıl oluşuyor?
Yaş ile doğru orantılı olarak artan AAMS, tüm yaş gruplarında
görülmesine rağmen ileriki yaşlarda daha sık rastlanıyor. Hastalık mesanenin
dolumu sırasında ortaya çıkan istemsiz kas kasılmalarından kaynaklanıyor. İdrar
yapma hissi geldiğinde beyine yollanan sinyaller boşalma ihtiyacını bildiriyor.
Mesane kasının istemsiz hareketleri nedeniyle beyin ve idrar torbası arasındaki
koordinasyonun bozulması sonrası idrar sıkıntıları yaşanmaya başlanıyor.
AAMS’nin
karnesi ...
- Gençlerde de azımsanmayacak oranda görülen sorun, 60 yaşın
üzerindeki kadınlarda her 3 kadından birini etkiliyor.
- Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür.
- Obezlerde ve sigara içenlerde daha sık rastlanıyor.
- AAMS’li kadınlarda hipertansiyon ve kalp hastalığı
erkeklerde ise şeker hastalığı iki kat daha sıktır.
- Rahim, mesane sarkması vakalarında ve rahim ameliyatı
olanlarda daha yüksek oranda AAMS görülür.
- Vajinal doğum yapanlarda sezeryan ile doğum yapanlara
oranla daha fazla sıklıkla AAMS görülür. Doğum sayısı bir risk faktörüdür.

Hiç yorum yok
Yorum Gönder