Writen by
birhabersin
Pazartesi, Şubat 16, 2015
-
0
Comments
Türkiye’nin haftalık tek televizyon dergisi ‘Milliyet Tv’ ve ‘Milliyet Cadde’’nin Yayın Yönetmeni Gazeteci-Yazar Ali Eyüboğlu ile Filmstudio olarak sinema
ve dizi sektörü ile ilgili dopdolu bir söyleşi gerçekleştirdik.
DİZİ YAPIM ŞİRKETLERİNİN AR-GE
YATIRIMLARI YAPMASI ŞART
Dizi
sektörünü değerlendirir misiniz? Son zamanlarda dizi sayısının artışını nasıl
buluyorsunuz?
Dizi
sektörü, deneme-yanılma yöntemiyle de olsa yılda 200 milyon dolarlık ihracat
yapacak noktaya geldi. Bu saatten sonra aynı yöntemle çıtanın daha yukarı
çıkarılması olanaksız. O nedenle dizi yapım şirketlerinin amatör ruh ve
heyecanlarını kaybetmeden kurumsallaşması ve Ar-Ge yatırımları yapması şart. “Diziyi çekelim, birkaç bölüm yayınlayalım,
tutarsa devam ettiririz, tutmazsa kaldırırız” mantığı dizi izleyicilerini
bile küstürür noktaya geldi.
SEYİRCİ DİZİNİN PAT DİYE
KALDIRILMASINDAN RAHATSIZ
Türkiye’nin
haftalık tek televizyon dergisi olan Milliyet Tv’nin Yayın Yönetmenliği’ni
yaptığım için gelen okur görüşlerinden “dizi
tutkunları”nda yavaş yavaş şöyle bir reaksiyonun başladığını görüyorum.
İnsanlar artık birkaç hafta izledikleri dizinin pat diye kaldırılmasından
rahatsız. Kendilerini kandırılmış hissediyorlar. Seyirci o nedenle yeni
başlayan bir diziyi değil de tutan diziyi takip etme noktasına geldi.
İZLEYİCİYİ ÖNEMSEMEYEN DİZİ UZUN
SOLUKLU OLAMAZ
Seyirci,
ayrıca aynı konuların değişik adlar ve oyuncularla ekrana getirilmesinden de
rahatsız. Seyircinin artık nasıl dizi istediği, kimleri hangi rollerde görmek
istediği ya da istemediği konusunda araştırma yapmadan, izleyicinin zevklerini
önemsemeden kanalların ve yapımcıların uzun soluklu işler çıkarması zor. Tutan ya da tutmayan dizilerin altında
yatan şey bu.
SEYİRCİ KARAGÜL, PARAMPARÇA,
GÜLLERİN SAVAŞI’NIZ ÇOK SEVDİ
Sizce izleyici en çok hangi dizileri sevdi?
“Karagül”, “O Hayat Benim”, “Karadayı”, “Kurtlar Vadisi Pusu”, “Küçük
Ağa” gibi tutmuş eski dizilerin yanına “Kocamın
Ailesi”, “Kiraz Mevsimi”, “Güzel Köylü”, “Yılanların Öcü”, “Paramparça”,
“Diriliş”, “Kaderimin Yazıldığı Gün”, “Güllerin
Savaşı” ve “Poyraz Karayel” gibi
yeni diziler katıldı. “Medcezir”, “Gönül İşleri” ve “Şeref Meselesi” dizilerinin zirve mücadelesi sürüyor.
ÇOK İZLENEN DİZİLERİN ODAĞINDA
ÇOCUKLARIN ÖDÜNÇ HAYATLARI VAR
Merkezinde çocuk olan dizilerin daha çok tuttuğu söyleniyor.
Sizin bu konuda düşünceniz nedir?
Geçenlerde bir yazı bile yazdım bu konuda. Haftanın altı günü en
çok izlenen dizilerin odağında doğum sırasında karışmış veya karıştırılmış
çocukların ödünç hayatları var. Türk seyircisi seviyor haksızlığa uğrayanların
intikamlarını alacakları günün gelmesini.
ŞEREF MESELESİ VE KARDEŞ
PAYI’NI KEYİFLE İZLİYORUM
Bir eleştirmen olarak beğendiğiniz diziler ve oyuncular
hangileri?
İşim gereği başlayan her dizinin ilk bölümünü mutlaka izliyorum.
Ama iş yoğunluğum nedeniyle sürekli takip ettiğim dizi maalesef yok. Fırsat
bulunca “Şeref Meselesi”ni ve “Kardeş Payı”nı keyifle izliyorum. Eskiden
perşembe günleri kimseye randevu vermiyordum. Çünkü perşembeleri benim için “Kurtlar Vadisi” günüydü, ama iki yıla
yakındır onu da takip etmiyorum.
ERDAL BEŞİKÇİOĞLU, KENAN
İMİRZALIOĞLU VE ZERRİN TEKİNDOR’U ÇOK BEĞENİYORUM
Beğendiğim birçok oyuncu var; bunların başında Erdal
Beşikçioğlu, Kenan İmirzalıoğlu, Zerrin Tekindor geliyor.
HOLLYWOOD GİBİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ
GÜN BİR SEKTÖRDEN BAHSETMEK MÜMKÜN OLUR
Dizi ve film sektörünün en önemli sorunu sizce nedir?
Birkaç yıl önce Hollywood’a gittiğimde, Disney ve Universal’den
sonra Warner Bross’ta çalışan bir Türk’le tanışmıştım. Yaptığı işin, şirkete
gelen senaryoları okuyup, o hikayenin filmi çekildiğinde ilk beş, on ve yirmi
yılda ne kadar hasılat yapacağının raporunu çıkarmak olduğunu söyledi. Ne zaman
ki Türkiye’de film ve dizi yapımcıları da bu yönteme başvurur, o zaman
Türkiye’de dizi ve film sektöründen bahsetmek mümkün olur.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
YAPIMCILARA CİDDİ DESTEK VERMELİ
Sinemamızın
gidişatını değerlendirir misiniz?
Türk
Sineması 100’üncü yılını geride bıraktı, ama maalesef hala sektör olamadı. Vakti
zamanında sinemadan büyük paralar kazananlar sinemaya yatırım yapmadı. Bugün
İstanbul’da hala bir film platosu yok. Sinemamız bireysel çabalarla bugünlere
geldi, öyle de gidecek gibi. Kendini sinemaya adamış insanların bireysel
çabalarını çok önemsiyor ve değerli buluyorum. Bu cengaverlerin sayılarının
artmasını diliyorum. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “ilk filmini çekenler” kadar, çektikleri filmlerle Türk Sineması’nı
adeta sırtlayan yapımcılarla yönetmenlere de ciddi destekler vermesi
gerektiğini düşünüyorum. Geldiğimiz noktada Türk dizileri dış piyasada yılda
200 milyon dolara ulaşan bir pazara ulaştı ama aynı şeyi sinema için söylemek
mümkün değil. Kendimiz çekip kendimiz izliyoruz maalesef.
TÜRKİYE’DE KOMEDİ İŞ YAPIYOR
2014-2015
sezonunda yerli komedi filmi sayısında patlama yaşandı. Bu durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Son
yıllarda ne tür Türk filmlerinin gişe yaptığına bakıldığı zaman şöyle bir tablo
çıkıyor karşımıza: Türkiye’de komedi iş yapıyor.
İşte son 10 yılın gişe rekortmeni
filmler;
2014 – Düğün Dernek
2013 – CM101MMXI Fundamentals
2012 – Sümela’nın Şifresi Temel
2011 – Eyvah Eyvah 2
2010 – Yahşi Batı
2009 – Issız Adam
2008 – Maskeli Beşler Kıbrıs
2007 – Maskeli Beşler Irak
2006 – Hababam Sınıfı 3,5
2005 – Hababam Sınıfı Askerde
Tablo
bu olunca, yapımcıların komedi filmlerine yönelmesinden daha doğal ne olabilir!
YENİ REYTİNG EVRENİ EĞİTİM DEĞİL
GELİR ODAKLI
Herkes
reytinge göre iş yapıyor ama çoğu bu sistemin nasıl işlediğini bilmiyor.
Sistemi bize biraz anlatır mısınız?
Reyting
konusunda maalesef şöyle bir yanılgı var insanlarda. Sanıyorlar ki Türkiye’de
televizyonların reytinglerini ölçen TNS’in elinde her şey. TNS, 4.200
civarındaki haneye yerleştirdiği cihazlarla sisteme dahil olan insanların hangi
kanalları ve programları izlediğini ölçüp müşterileri reklamcılara ve
televizyonlara raporluyor. Reyting ölçümü yapılacak evleri belirleyen TNS
değil, TİAK’ın (televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş.) bu işi verdiği başka bir
şirket. Onlar da yıllar önce reklam verenlerin yaptırdığı araştırmayla ortaya
çıkan Türkiye’nin SES’ine yani sosyo ekonomik statüsüne göre belirlenen
haneleri buluyor. AGB zamanında
Türkiye’nin SES’i farklıydı, şimdi farklı.
Çünkü reklamcılar, “Reyting ölçümü
yapılacak evrendeki hane halkının eğitim durumu değil, ekonomik durumu
ilgilendiriyor bizi” dediği için değişti bu. Yani yeni reyting evreni “eğitim” değil “gelir” odaklı.
KANALLAR VE YAPIMCILAR YENİ REYTİNG
EVRENİNDEN ŞİKAYETÇİ
AGB’nin
reyting ölçümü yaptığı evrenin yüzde 18’i AB grubuydu, oysa şimdi bu oran yüzde
10 civarında. Televizyon kanalları ve yapımcılar, yeni reyting evreninden
şikayetçi. Peki, şimdiye kadar hiç bir reklamverenden bu konuda bir şikayet
geldi mi?
Hayır…
Bütün dünyada olduğu gibi bizde de reyting ölçümü onlar için yapılıyor. Onlar
memnun olduğuna göre mesele yok demek ki!
Kanallar
ve yapımcılar, ya reklamverenleri ikna edip değiştirecekler bu reyting
hanelerini ya da “Yapacak başka bir şey
yok” deyip mevcut sisteme göre üretim yapacaklar.
YAPIMCILAR, NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ,
SORUSUNA YANIT BULMALI
Star
TV’de yayınlanan “Paramparça”
dizisine kadar televizyon yöneticileri, “Bu
sistemde artık kaliteli bir iş yapıp iki haneli reytingleri görmek imkansız”
diyordu. Demek ki olabiliyormuş.
TRT
1 gibi diğer entertianment kanallara göre reytingi daha düşük bir kanalda bile “Diriliş” gibi bir dönem dizisi bile
iki haneli reytingleri görüyorsa, bazı televizyon yönetici ve dizi
yapımcılarının şapkalarını önlerine koyup, “Biz nerede yanlış yapıyoruz?” sorusuna
yanıt bulması gerekir.
.jpg)
.jpg)
.jpg)


Hiç yorum yok
Yorum Gönder