Writen by
birhabersin
Perşembe, Mart 05, 2015
-
0
Comments
Amerika’da cinsel ya da şiddet kullanma nedeniyle suç işleyerek hüküm giymiş kişilerin neredeyse tamamı, 0-18 yaşları arasında cinsel tacize uğramış, şiddete maruz kalmış ya da şahit olmuş bireylerden oluşuyor. Son dönemde gündemden inmeyen şiddet ve cinsel istismar olaylarının oluşumunu yorumlayan DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Başkanı, Uzman Klinik Psikolog Emre Konuk, şiddet meselesini çocukluk travmaları ve aile üzerinden ele almak gerektiğini anlatıyor.
Peş peşe gelen şiddet ve
cinsel istismar haberleri ile ülke gündeminin sarsıldığı şu günlerde, akıllarda
oluşan ortak soru; “Bir insan bu vahşeti nasıl yapar?” oluyor. Ruhsal açıdan
“sağlıklı” bir kişinin ne kadar düşünürse düşünsün cevabını bulamadığı bu
sorunun yanıtı ise psikoloji dünyasındaki araştırmalarda yatıyor…
Amerika’da cinsel suç
işleyerek hüküm giymiş kişilerin neredeyse tamamı, 0-18 yaşları arasında cinsel
tacize uğramış kişilerden oluşuyor. Araştırmalar, şiddet kullanma nedeniyle
hüküm giymiş kişilerin yine neredeyse tamamının çocukluk ve ergenlik döneminde
ya şiddete maruz kaldığını ya da şiddete şahitlik ettiğini ortaya koyuyor.
Yapılan sayısız
araştırma ve vaka çalışması neticesinde psikoloji dünyasında araştırma
sonuçlarını destekleyen ciddi bir literatür oluştuğunu anlatan DBE Davranış
Bilimleri Enstitüsü Başkanı, Uzman Klinik Psikolog Emre Konuk, şiddet
meselesini çocukluk travmaları ve aile üzerinden ele almak gerektiğini
anlatıyor.
Konuk; “0-18 yaş arası
aile içi en sık rastlanan travmatik olayları; duygusal, cinsel ve fiziksel
istismar, duygusal ve fiziksel ihmal, şiddet, madde bağımlılığı, zihinsel hastalık
ve parçalanmış aile olarak sıralıyoruz. Çocukluğunda bu maddelerden dört ya da
daha fazla travmatik deneyim yaşayan birisinin yetişkinlikte damardan alınan
uyuşturucu kullanma riski yüzde 4600, aşırı alkol tüketme riski yüzde 500,
sigara kullanma riski yüzde 250, kronik akciğer tıkanıklığı hastalığına yakalanma
riski yüzde 399, felç geçirme riski yüzde 281 artıyor. Kısacası sorunların temelinde
erken dönem travmaları yatıyor” diyor.
Hayatının ilk 3 yılında
travma adedi bir ila iki olan çocukların yüzde 5’inin gelişim geriliği
gösterdiğini, travma sayısı yediye çıktığında ise gelişim geriliği oranının 100’ü
bulduğunu anlatan Konuk, “Harvard Üniversitesi, Çocuk Gelişim Merkezi’nin (Harvard
University, Center on the Developing Child)
yaptığı araştırmaya göre bir çocuğun yaşadığı travma adedi sıfırken alkolik
olma ihtimali yüzde 3. Çocuk dört travma yaşadığında bu oran yüzde 16’ya
çıkıyor. Yine travmatik yaşantı beş veya üzerinde ise depresyon geçirme
ihtimali beş misli daha fazla artıyor” diyor.
Cinsel
istismar başka istismara zemin oluyor…
Çocuk yaşta
karşılaşılmış cinsel istismarın ise gelecekte başka istismarlara neden olduğunu
anlatan Konuk, “10 yaşında cinsel istismara uğramış bir erkek çocuğunun, ergen
hamileliğinde rol alma olasılığı yüzde 80’dir. Erkek çocuk anneye fiziksel
şiddet uygulandığına şahitlik ettiği zaman ise ergen hamileliğinde rol alma
olasılığı yüzde 28 oluyor. Eğer bir kadın, çocukluğunda dört olumsuz olay
yaşamış ise istenmeyen gebelik oranı yüzde 50 civarında seyrediyor. Kadın, en
az bir olumsuz çocukluk olayı yaşadığında ise 30 ya da daha fazla kişiyle
cinsel ilişki kurma oranı yüzde 6 oluyor. Kadın çocukluğunda travma yaşamadığında
ise bu oran yüzde 2 seviyesine iniyor” diyor.
Araştırma rakamlarına
bakıldığında sorunun temelinde yer alan aileye odaklanılması gerektiğini
anlatan Konuk, “Aileye odaklanmamız, yani “bataklığı kurutmamız” gerekiyor. Aileye
odaklanmak deyince ise anne - baba eğitimi öne çıkıyor” diyor.
İdam
mı, hadım mı?
Cinsel istismar ve
şiddet vakalarından sonra sık konuşulan idam ve hadım cezalarını da yorumlayan
Konuk, “Bu gibi suçların idam cezası alması teknik bir konu değil, değerlerle
ilgili bir sorundur ki, toplum bu konuda uzlaşamaz. Burada savunulan “İbret
olsun diye asalım” söylemi ‘caydırıcı olsun ve bu gibi suçlar azalsın’ düşüncesi
ile gündeme gelir. Ancak idam cezasının caydırıcılığını kanıtlayan bilimsel bir
veri yoktur” dedi.
Hadım ederek suçun önüne
geçeceği fikrinin de mantık tabanına oturmadığını anlatan Emre Konuk, “Varsayım;
hadım edersen kişi cinsel istek duymaz, suç da işlemez mantığı üzerinden gider.
Bu görüş, alkolü yasaklarsan alkolik kalmaz görüşünden farksızdır. Geçmiş
vakalardan görüyoruz ki yurt dışında hadım edilenler suç işlemeye devam etti.
İşlenilen suçun aşırı cinsel istekle bir ilgisi yoktur. Sorun; çocukluğunda
ciddi travmalara maruz kalmış kişinin yaşadığı ağır kişilik bozukluğudur” dedi.


Hiç yorum yok
Yorum Gönder