Writen by
birhabersin
Cumartesi, Nisan 04, 2015
-
0
Comments
Düzenli sağlık kontrolleri ile hastalıklara erken tanı koymak tedavinin başarısını etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Acıbadem Mobil Sağlık uzmanları genç yaşlardan itibaren yapılması yararlı olan düzenli sağlık kontrollerine dikkat çekerek, erken teşhisin önemine vurgu yapıyor.
Günümüzde
koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri her geçen gün önem kazanıyor. Düzenli
sağlık kontrolleri ile hastalıkları erken evrelerinde fark edebilmek ya da
kronik hastalıkları düzenli takip ederek hastalığın ileri safhalara geçmesini
engellemek mümkün olabiliyor. Mobil sağlık alanının lider ismi Acıbadem Mobil
Sağlık uzmanları erken yaşta yapılan düzenli sağlık kontrollerinin önemine
vurgu yapıyor.
Yaygın
olarak görülen kalp hastalıkları, diyabet, kanser ve hipertansiyon gibi
hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalıkta erken tanı, tedavinin
başarısını etkileyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Kişinin hastalık
riskine özel bireysel incelemelerden oluşan sağlık kontrollerinin önem taşıdığını
vurgulayan Acıbadem Mobil Sağlık uzmanları, genç yaşlardan itibaren düzenli
yapılmasında fayda olan kontrolleri açıklıyor:
Erken tanı önem taşıyor!
- 40 yaş altındaki kişilerin, öncesinde yapılan
testlerin sonuçları normal değerlerde seyretmiş ise ve başka bir ek sağlık
sorunu yoksa kolesterol, tam kan sayımı ve kan şekeri kontrollerini yılda
bir kez yaptırmaları gerekiyor.
- Toplumumuzda en sık görülen hastalıklardan biri olan
diyabet için erken tanı büyük önem taşıyor. Diyabet hastalığı Tip 1 ve 2
olmak üzere ikiye ayrılıyor. Genetik sebeplerin belirgin olduğu Tip 1 diyabet
hastalığı için rutin bir tarama testi bulunmuyor ancak ailesinde Tip 1 diyabet
öyküsü bulunan kişilerin genç yaştan itibaren bir endokrinolog tarafından
takip edilmeleri gerekiyor. Daha yaygın olarak görülen Tip 2 diyabet
hastalığında ise erken tanı önem teşkil ediyor. Yapılan testler sonucu Tip
2 diyabet hastası olma olasılığı yüksek olduğu belirlenen kişilerin yaşam
tarzlarını değiştirerek Tip 2 diyabet riskini azaltması ya da ortaya
çıkışını geciktirmesi mümkün oluyor. Açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, geçmiş
üç aylık kan şekeri ortalamasını yansıtan hemoglobinA1c ve vücuttaki
insülin değerlerini ölçen testleri yaptırmak takip etmek açısından yarar
sağlıyor. Yapılan testler sayesinde risk grubunda olduğu belirlenen
kişilerin beslenmelerine ve fiziksel aktivite oranlarına dikkat etmesi hastalığın
ilerlememesi açısından büyük önem taşıyor.
- Rahim ağzı kanseri, kadınlarda 10-15 yıllık bir
geçiş döneminin sonunda gelişebilen, dünyada kadınlarda en sık görülen
ikinci kanser türüdür. Rahim ağzı kanserinin erken tanısında son derece
önem taşıyan “pap smear” testinin, 21 yaşından itibaren tüm kadınlarda yılda
bir kez yapılması önerilmektedir. Üç sene üst üste yapılan testlerde negatif
sonuç alındıktan sonra testler arasındaki zaman dilimini uzatmak mümkün
olabiliyor. Pap smear testinin yanı sıra, ışık ile tarama yöntemi
sayesinde rahim ağzı kanseri veya öncü lezyonları henüz olgunlaşmadan
teşhis edilebiliyor.
- Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030’da tüm dünyadaki ölüm
nedenleri arasında üçüncü sırada olacağını öngördüğü “Kronik Obstrüktif
Akciğer Hastalığı” (KOAH) uzun seyirli ve ilerleyici bir akciğer
hastalığıdır. Tütün kullanımı, çeşitli gaz ve tozlara maruz kalmak gibi
nedenlerle KOAH risk grubunda olan kişilerin düzenli olarak solunum
fonksiyon testi yaptırmaları öneriliyor. Uzun süreli öksürük, balgam ve
nefes darlığı gibi şikâyetleri olan kişiler de doktora başvurarak KOAH
açısından muayene edilmelidir.
- Kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz’da erken
tanıyla kemik erimesini önlemek veya geciktirmek mümkün olabiliyor. Osteoporoz,
15-20 dakika gibi kısa bir sürede yapılan kemik yoğunluk ölçümüyle teşhis
edilebiliyor. Özellikle kortizon
kullanan, şüpheli omurga kırığı ya da kalsiyum metabolizmasını etkileyen
hastalığı bulunan kişilerin yanı sıra menopoz dönemini geçirmiş tüm
kadınların da bu testi yaptırması önem taşıyor.
- Uluslararası Kanser Ajansı’nın verilerine göre,
Türkiye’de kadınlarda en sık rastlanan kanser türü olan meme kanseri, kanserli
her dört kadından birinde görülüyor. Meme kanseri olan kişilerin yüzde
42,5’u 15-49 yaşları arasında yer alıyor. Sağlık Bakanlığı Sağlık
İstatistikleri Yıllığı’na göre 18 yaş ve üzeri kadınların yüzde 65,1’i
daha önce kendine meme muayenesi yapmamış. Son bir yıl içerisinde ise
sadece yüzde 6,8’lik bir kesim mamografi çektirmiş. Uzmanlar kadınların düzenli
olarak kendi kendine meme muayenesi yapmalarını ve herhangi bir farklılık
gözlemlediklerinde doktora gitmelerini öneriyor. Erken dönemde teşhis ve
tarama amaçlı olarak 20 ile 30 yaş arasındaki kadınların üç yılda bir kez,
40 yaştan itibaren ise her yıl mamografi çektirilmeleri öneriliyor.

Hiç yorum yok
Yorum Gönder