Writen by
birhabersin
Salı, Mayıs 26, 2015
-
0
Comments
İnsan bedeni için
hayati öneme sahip olan tiroit hormonlarının gereğinden az ya da fazla
salgılanmaları birçok ciddi sağlık sorununa neden olabiliyor. Halsizlik, çok
üşüme, sıcağa tahammülsüzlük gibi belirtiler tiroid hastalıklarının habercisi
olabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sibel
Ertek, “Uluslararası Tiroid
Farkındalık Haftası”nda tiroit hastalarının
bilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Boyunda şişlik ve nefes darlığı guatr habercisi
olabilir
Tiroid boynun ön
kısmında yer alan ve tiroid hormonlarını salgılayan bir bezdir. Tiroid
hormonları, vücudun tüm hücrelerini etkileyerek organların çalışmasını ve
metabolizma hızını düzenlemektedir. Tiroid bezinin çalışmasını, tiroidi uyaran
hormon olan TSH aracılığıyla hipofiz bezi kontrol etmektedir. Beynin alt
kısmında yer alan hipofizden salgılanan TSH hormonunun etkisiyle tiroid bezi T3
ve T4 tiroid hormonlarını salgılamaktadır. Guatr, tiroid bezinin normalden
büyük olması durumudur. Guatr içerisinde büyüyen yumrular “nodül” olarak
adlandırılmaktadır. Tiroid, içerisinde nodül olmadan da fazla büyük boyutlarda
olabilir. Guatrın başlıca belirtileri; boyunda şişlik, bası hissi, dar ve kısa
boyunlu kişilerde horlama ve nefes darlığı olarak sıralanabilir. Tiroid bezi,
tiroid hormonlarını iyot kullanarak sentezlemektedir. Ülkemizde guatr görülme
sıklığının en önemli nedenlerinden biri iyot eksikliğidir. Özellikle çocuklarda
ve hamile kadınlarda iyot tüketiminin normal olması çocukların sağlıklı beden
ve zeka gelişimi için önemlidir.
Halsizlik şikayetleriniz tiroid hastalığının habercisi
olabilir
Tiroidin az çalışması
durumu ‘’hipotiroidi’’ olarak adlandırılmaktadır. Hipotiroidinin belirtileri;
halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık, ciltte kuruluk,
kabalaşma, turuncuya yaklaşan renk değişiklikleri, artan saç dökülmesi, çabuk
üşüme ve soğuğa tahammülsüzlüktür. Tiroidin az çalışması durumunda verilen
ilaçlar tablet şeklinde kullanılmaktadır. Bu tabletler mutlaka doktor
kontrolünde alınmalıdır. Sabah aç karnına, kahvaltıdan en az 30 dakika önce ve
tek başına içilmelidir. Bu ilaçların; demir ilaçları, mide ilaçları, kalsiyum
tabletleri ile birlikte veya yemekle alınması sonucu bağırsaklardan emilimi
bozulur ve etki gösteremezler.
Tiroid hastası anne adayları gebelik boyunca takip
edilmeli
Tiroid ilaçlarının
çoğu gebelikte de kullanılabilmektedir. Gebelik öncesi bu ilaçların dozlarının
ayarlaması ve bazı durumlarda ilaç değişikliği yapılması gerekebilmektedir.
Tiroid hastası anne adaylarının bu dönemde hem gebelik ihtimalinin daha yüksek
olması hem de gebeliğin doğuma kadar sağlıklı devam etmesi için endokrinoloji
uzmanına başvurmaları faydalı olacaktır. Bebeğin sağlıklı vücut ve zeka
gelişimi için gerekli ideal tiroid hormon değerleri gebelerde gebe
olmayanlardan farklıdır. Bu nedenle gebelik boyunca da muayene ve tetkiklerle tiroid
ilaçlarının doz ayarının yapılması anne ve bebek için en doğrusudur.
Aşırı terlemeye dikkat!
Tiroidin normalden
fazla çalışması ve kanda fazla tiroid hormonu bulunması durumu ise halk
arasında “zehirli guatr” olarak bilinen ‘’hipertiroidi’’ye neden olmaktadır.
Hipertiroidinin belirtileri; aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, çarpıntı,
kilo kaybı, ellerde titreme, ishal olarak sıralanabilir. Hipertiroidi hastalığında
tiroid bezi içinde fazla tiroid hormonu üreten bölgeyi değerlendirmek veya
guatrda bulunan nodüllerin çalışmasını görmek amaçlarıyla tiroid sintigrafisi
istenebilmektedir. Sintigrafi, çok düşük doz radyoaktif iyot verilerek yapılmaktadır.
Tiroid sintigrafisinde fazla iyot tutan nodüller “sıcak nodül”, az iyot tutan
nodüller “soğuk nodül” olarak değerlendirilmektedir. Sıcak nodüllerin kötü
huylu hücre içerme ihtimalleri daha düşüktür.
Nodüle bağlı kanser riski ameliyata gerek kalmadan
belirlenebiliyor
Tiroid nodüllerinin
bir kısmında tiroid kanseri gelişme riski vardır. Bu nedenle özellikle ülkemiz
gibi tiroid hastalıklarının yaygın olduğu bölgelerde tiroid muayene ve
taramaların yapılması hayati önem taşımaktadır. Bu nodüllerin varlığı durumunda
vakit kaybetmeden bir endokrinoloji uzmanına başvurulmalıdır. Muayenede detaylı
hasta öyküsünün dinlenmesinin ardından riskli bulunan nodüllerden biyopsi
istenmektedir. Kanser riskini belirlemede ultrason eşliğinde kullanılan 'tiroid
ince iğne aspirasyon biyopsisi' yöntemi, hastalığın tanısının konulmasını ve
ameliyata gerek kalmadan nodül hakkında bilgi edinilmesini sağlamaktadır. Anestezi
gerektirmeyen bu yöntemde; kan almada kullanılan enjektörle nodülün içerisinden
çok az miktarda sıvı alınır ve alınan örnekteki hücreler mikroskop altında
incelenir. Biyopsi öncesi aç kalmaya gerek yoktur ve biyopsiden hemen sonra kişi
iş ve sosyal hayatına dönebilir. Tiroid kanserleri, erken dönemde
yakalandıklarında kemoterapi ve radyoterapiye gerek kalmadan tedavi edilebilen
hastalıklar oldukları için erken tanı büyük önem taşımaktadır.
Ailesinde tiroid kanseri olanlar kontrollerini
aksatmamalı
Özellikle birinci
derece yakınlarında tiroid kanseri öyküsü olan kişilerin mutlaka tiroid
testlerini ve muayenesini düzenli aralıklarla yaptırmaları gerekmektedir. Bu
kişiler ayrıca tiroid nodülleri varsa bunların takibini de aksatmamalıdır.
Tiroid hastalıklarında ailevi yatkınlık sık görülmektedir. Ailesinde tiroid
kanseri öyküsü olanlarda, tiroid kanseri yatkınlığı olan genetik hastalıklarda,
radyasyona maruz kalmış kişilerde ve ayrıca nodülün büyük olduğu veya şüpheli
özellikler gösterdiği durumlarda nodüllerin kanser hücreleri içerip içermediği
mutlaka araştırılmalıdır.

Hiç yorum yok
Yorum Gönder