Writen by
birhabersin
Pazartesi, Temmuz 06, 2015
-
0
Comments
Yönetmen, Senarist, Oyuncu Müfit Can Saçıntı ile Mint Yapım’ın kafesinde buluştuk.
Bizi güler yüzü ile karşılayan Müfit Can Saçıntı ile ‘Mandıra Filozofu İstanbul’dan,
Yapımcı Birol Güven’in oyunculuğuna,
film eleştirmenlerine bakış açısından, Seksenler dizisinin çekimlerini diğer
dizilerden ayıran özelliklere kadar her şeyi masaya yatırdık.
Sinemaseverler, Mandıra Filozofu İstanbul’u neden izlesin?
Mandıra Filozofu İstanbul, özgür ağırlığı
fazla olan bir film. İlk bakışta filmde çok ahım şahım laflar yok. Zaten sıfır
kilometre yepyeni laflar söylesem bu kadar etkilenmezler diye düşünüyorum. Şunu
fark ettim Mandıra Filozofu insanlara doğasında var olan ve bildikleri şeyleri
hatırlatıyor. Bu koca şehir içerisinde fark edemedikleri, düşünmeye ve
hatırlamaya zaman bulamadıkları şeyleri su yüzüne çıkarıyor. Filmde, sistemin
hepimizi gönüllü köle yapması üzerine kafa yoruyor Filozof. Hepimiz gönüllü
müyüz buna. Farkına varmadan bu sistemin, İstanbul koşullarının esiri oluyoruz.
Bizde, filmde bunu hatırlatıyoruz. İnsanları özgürleştirmeye çalışıyoruz. Yani
sinemaseverler bu filme özgürleşmek için gelsinler.
Mandıra
Filozofu İstanbul çekimleri ne kadar sürdü. Çekimlerde zorlandığınız oldu mu?
Çekimleri 2 aya yakın zamana dağıttık. İş
günü olarak 21 gün sürdü. Çekimlerin hepsi İstanbul’da gerçekleşti. Taksim,
İstanbul’un en kalabalık yerlerinden biri olduğu için en çok Heykelin dibinde
çektiğimiz sahnelerde zorlandık.
HEM
OYNAYIP HEM YÖNETMEK TEKNOLOJİ SAYESİNDE DAHA KOLAY
Mandıra Filozofu İstanbul’un hem yönetmeni, hem oyuncususunuz. Zor olmadı mı
hem çekip hem oynamak?
Yönetmen, sete çıkmadan filmi kafasında
çeker. Yani sen oynasaydın. Ben kameranın karşısında sana bir şey
söyleyecektim. Ben oynadığımda içimden kendi kendime söyledim. Tek fark bu.
Eskiden ustalar hem oynayıp hem yönettiklerinde zorluk çekiyorlardı.
Düşünsenize oynuyor, nasıl oynadığını baskıdan sonra görüyor. Şimdi hem oynayıp
hem yönetmek teknoloji sayesinde daha kolay.
Yapımcı
Birol Güven’de filmde oynuyor. Hatta kendisinin ilk film deneyimi. Birol Güven
nasıl bir oyuncu?
Birol Güven’e rolü ben teklif ettim.
Kendisi acayip doğal ve rahat bir performans sergiledi.
Filmde başka kimler yer alıyor?
Durukan, Uğur
Alibaşoğlu, Zınaıda Chıstol, Mahir İpek ve Abdullah Şahin rol alıyor.
FİLM
ELEŞTİRMENLERİNİN YAZDIKLARINI ÖNEMSİYORUM
Film eleştirmenlerinin yazdıklarına önem verir misiniz?
Film eleştirmenlerinin yazdıklarını
önemsiyorum. Mandıra Filozofunda genelde çok olumlu eleştiriler geldi. Olumsuz
da gelebilir. Hak verilecek olumsuz eleştirilere de açığım.
Film eleştirmenlerinin olumlu yazmak kadar olumsuz yazma
hakları da var. Eleştiriye açığım ve gerekli de buluyorum. Gelişmemiz için
eleştirinin şart olduğunu düşünüyorum.
Oyuncuların çoğu tükendik diyor. ‘Oyuncuların Tükenmişlik Sendromu’ konusunda
ne düşünüyorsunuz?
Zor koşullarda çalışıyorlar.Bu
düşüncelerine katılıyorum. Ben bunları uzaktan görüyorum. Övünmek için söylemiyorum ama benim yönetmenliğini
yaptığım Seksenler dizisi setinde 2 günde 110 dakika çekiyoruz. Yorulmadan,
gerilmeden ve makul saatlerde bitiriyoruz. Yemek saatimiz bile bankalar gibi
düzenli. Bunu sektöre iyi örnek olması için anlatıyorum. Ama farkındayım
özellikle Türkiye’de sadece oyuncu arkadaşlarımız değil, sette çalışan çaycı
arkadaşlarımızda tükeniyor.
AMERİKA’YI
YENİDEN KEŞFETMEYE LÜZUM VAR
Yapımcılar genelde yaz aylarına filmlerini koymak istemiyorlar. Sebep olarak da
yaz aylarında film izlenmediğini söylüyorlar. Bu konudaki düşünceniz nedir? Yaz
aylarında film izlenmesi için ne yapılmalı?
Çoğu insan, ‘Amerika’yı yeniden keşfetmeye
lüzum yok’ der. Ben tam tersini söylüyorum. Amerika’yı her gün her sene yeniden
keşfetmeye lüzum var. Çünkü KristofKolomb’un keşfettiği Amerika ile bugün ki
Amerika aynı değil. Eskiden yaz aylarında film seyredilmiyordu böyle bir inanış
vardı. Ama bunu tekrar gözden geçirip ‘neden’ demek lazım.
Artık
izleyici de bilinçli. Sizce bir filmi ya^da diziyi neye göre izliyor. Yada
neden sıkılıp vazgeçiyor?
Dizi yada film fark etmez. İzleyiciyi
senaryo çeker. Doğru senaryo, doğru oyuncuların, doğru rollerde buluşması
lazım. Bence seyirci izlediği dizi de kendisini görmek istiyor. Var olan hayatını
yada var olmasını istediği hayatı.
Yoksul bir izleyici ya kendi yoksulluğunu anlatan,
hislerine tercüman olan dizileri izlemek istiyor. Ya da olmak istediği,
hayalini kurduğu zengin hayatı anlatan dizileri izlemek istiyor. Bana göre son
dönemde birbirine fazlaca benzeyen dizi yelpazesinde sıradan insanların,
yoksulların, memurların, işçilerin hislerine tercüman olan, onları anlatan,
benim söylemek istediklerimi anlatıyor diyeceği dizileri eksik görüyorum.
Kariyerini doğru yönettiğini düşündüğünüz, geleceğini açık gördüğünüz oyuncular
var mı?
Hakan Bulut, Onur Dilber, Hacı Ali Konu, Berat
Yenilmez, Uğur Ali Başoğlu, Onur Buldu, Çağlar Çorumlu, Bahar Süer gibi
isimlerin önlerinin açık olduğunu düşünüyorum.
Senarist,
yönetmen ya da oyuncu olmak isteyen gençlere önerileriniz neler?
Bir kere bizim dönemimize göre çok
şanslılar. Kimseye eyvallah etmek zorunda değiller. İstediklerini çekecek
teknolojileri, yayınlayacak sosyal medya mercileri var. Kimseye yaranmak
zorunda değiller. Tabi bunlar bu dönemin avantajları, birde dezavantajları var.
Bu şans sadece bir kişiye ait değil. Herkes kullanabiliyor. O yüzden yaptıkları
ile aradan sıyrılmayı başarmak zorundalar.



Hiç yorum yok
Yorum Gönder