Writen by
birhabersin
Perşembe, Eylül 10, 2015
-
0
Comments
Sakatat aslında engin bir deniz... Tarihe
baktığımız zaman en fakirin masasından tutun da en zenginin sofrasına kadar
sıkça rastlıyoruz ona. Türklerin en çok sevdiği yiyeceklerden…
Seyyar aşçılar tarafından sokakta satılmış,
halkı doyurmuş... Tarihi lokantaların, meyhane kültürünün aranan parçası olarak
sofralardan eksik olmamış... Ciğerci dediğimiz, sadece sakatatın satıldığı bir
meslek kolu oluşturmuş...
Çocukluğunda
sakatatların piştiği bir evde büyüyen ve o günlerden itibaren sakatata ilgi
duyan ünlü genç şef Pelin Dumanlı, üniversite yıllarında da konunun ne kadar derin ve daha önce hiç çalışılmamış
olduğunu fark etti. Bir de yemek tarihi alanında yaptığı araştırmaların tadına
varınca, gastronomiden mezun olduktan sonra yüksek lisans tez konusu olarak
sakatatı seçti.
İki yıl boyunca çeşitli röportajlar, mezbaha ve ciğerci
ziyaretleri, kaynak taramaları sonunda kendine çok geniş bir çalışma alanı
oluşturdu ve sonunda ortaya Türkiye’de sakatat ile ilgili yazılmış en kapsamlı
bu kitap çıktı.
Bu kitap sakatat ile ilgili yazılmış dünyada dördüncü, ülkemizde
ise ilk olma özelliği taşıyor. Bu kitabı okuyunca, sakatat yemek tariflerini
zevkle uygulayıp afiyetle yiyeceksiniz. Sakatatın sağlığınıza faydasını
göreceksiniz.
“Prof. Dr. Canan Karatay, senelerdir bu gerçeği kafamıza çakıyor,
istediğiniz kadar yumurta, pirzola, tereyağı yiyin diyor. Ben de ekliyorum:
Sakatat yiyin, sakata gelmeyin!”
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
“Kolesterolün yükselme mantığını
algılayamayacak kadar körelmiş bilimsel zekâ, meseleyi sakatata bağlayarak
sonlandırmaya çalışırken, National Geographic belgesellerinde ceylanı avlayan
aslanın önce nereyi yediğini algılamakta elbette zorlanır!”
Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar
“Bugün ülkemizde yaşayan insanların %90’ından fazlasında D vitamini
eksikliği var maalesef. D vitaminini bolca alabilmek için bol bol ciğer ve
sakatat yiyin.”
Dr. Ümit Aktaş
“Bu kitap, eğer et yemeyi
seçtiyseniz, o etin her bir parçasının geldiği hayvanı kutsamanız,
varlığına şükretmeniz için pusula olsun. Dalak, kuyruk, yürek ve böbrek deyip
geçmeyin. Ötesini bilmeniz için, tanımanız lazım.”
Defne Koryürek
“Çok değil bundan 20 sene öncesine kadar sakatat
gelişmiş ülke mutfaklarında göz ardı edilen ürünler arasındaydı. Avrupa Birliği
sözde hijyenik nedenlerle kokoreçi yasaklamaya kalktığında Ege'nin karşı
yakasından haklı itirazlar yükselmişti. Ama şimdi başta Fransız aşçılar olmak
üzere tüm dünyada yükselen bir sakatat hayranlığı var. Ünlü şef Bocusse,
mönüsüne dana alın eti ve uykuluk koymayı ihmal etmiyor... Anadolu Mutfağı
araştırmacıları ise coğrafyamızın her köşesinde antik çağlardan beri sakatat
tüketildiğini biliyorlar... Hititlerin en meşhur yemeği günümüzde Adana’da
yapılan cartlak kebabına benzeyen bir ciğer kızartmasıydı. Türkler Orta Asya
steplerinden beri işkembe başta olmak üzere hep sakatat tüketiyor... Kurban ise
kulaklarına kadar her şeyi pişirilen bir mübarektir. Pelin Dumanlı bu kitabıyla
çok tüketilen ama az yazılmış bir konuda kapıyı aralıyor... Eh ne de olsa
‘Batna ciladır işkembe’...
Nedim Atilla

Hiç yorum yok
Yorum Gönder