Writen by
birhabersin
Cumartesi, Kasım 07, 2015
-
0
Comments
Latince bir kelime olan PAPA, "baba" anlamına gelmekte.Bu kelime aynı zamanda 4.yy dan beridir Katolik Hıristiyanların dini liderini tanımlamak için kullanılır. Katolik kilisesi, İsa peygamberin papalık görevini verdiği Aziz Petrus’tan beri papalığı, Katolik hristiyanlarının en yüce makamı olarak kabul eder ve tanrısal bir kurum olduğunu öne sürer.Vatikan'da Kardinaller tarafından seçilen papanın mutlak surette erkek olması,hiç evlenmemiş,çoluk çocuk sahibi olmamış, bekâret yemini etmiş ve kadınlarla hiçbir şekilde ilişki kurmamış,ömürlerini dünya nimetlerinden el-etek çekerek geçirmiş olması gereklidir.
2000 yıllık Papalar tarihi son derece enteresan olaylarla doludur. Tarih boyunca dini kullanarak büyük bir siyasi güç ve zenginlik elde eden papalar,dini liderliklerinin yanında genelde hep siyasetle de uğraşmış, iktidarları için oluk oluk kan akıtmaktan kaçınmamışlardır.Özellikle başlattıkları haçlı seferleri ve engizisyon mahkemeleri ile yüzyıllarca terör estirmişlerdir.Ama bu devasa güce sahip papalık kurumunun tarihindeki belki de en ilginç olay Vatikan'ın yüzkarası olarak görülen ve varlığı tarihten silinmeye çalışılan 'kadın papa' Joan olayıdır.
Katolik kilisesi'ni yüzyıllardır rahatsız eden hikayenin baş kahramanı JOAN, 9. yüzyılda almanyada yaşayan dindar bir ailenin yanında evlatlık olarak büyüyen bir ingiliz kızıydı.Yakınları, onu "Gilberta" yahut "Jutta" diye de çağırıyorlardı. Oldukça zeki bir kız olan Joan, kadın olmasının kendisine dezavantaj yarattığını düşünür ve 12 yaşına geldiğinde erkek elbiseleri giymeye ve erkek çocuk gibi davranmaya başlar.
Daha sonraki yıllarda Joan Hristiyan misyonerlere katılmış onlarla beraber gittiği Atina'da din ve felsefe öğrenmişti.Zamanla ilahiyat konusunda dönemin hemen bütün hıristiyan kaynaklarına ve sözlü anlatımlarına vakıf olmuştu.Ama Atinalı hıristiyanların gözünde önem kazanan sakal bırakma adeti onu bu kentten ayrılıp sakalın traş edildiği Roma'ya gitmeye zorladı. Roma'da kendini John Anglicus ismiyle, erkek olarak tanıtan Joan, Benedictine Manastırına girer.
Bilgisi ile kısa sürede içinde rahip ve kardinallerin de bulunduğu geniş bir çevre edinir.Hepsi onu dönemin en gözde din bilginleri arasında kabul ediyorlardı. Bundan dolayı Papa IV. Leon'un sağlığı bozulmaya başlayınca kardinaller, papalığa en layık kişi olarak onun adını dillendirmeye başlarlar. 853 senesinde Papa Leon ölünce yerine kilise dışından bir kişi olmasına rağmen, Joan seçilir ve 8.Joan adıyla göreve başlar.Papa Joan 2 sene 5 ay 4 gün boyunca Papalık tahtında oturmuştur.
Hizmetkarlarından biriyle ilişkisi olan Joan hamile kalır. Hamileliğini dokuz ay boyunca gizlemeyi başarır ancak 855 yılında Aziz Petrus Kilisesi'nin dışında kortej halinde yapılan dini tören sırasında doğum sancıları başlayınca çocuğunu doğurur ve kadın olduğu ortaya çıkar Papa Joan'ın.
Bu olaydan sonra Papa Joan'ın başına neler geldiği ve nasıl öldüğü konusunda çeşitli rivayetler bulunmaktadır; bazı yazarlar öfkeli kalabalık tarafından parçalandığını, diğerleri ise Roma sokaklarında atlara bağlanarak sürüklendiğini söylerler. Petrarch (1304- 1376), Fransa’da üç gece ve gündüz suların kanlı aktığını ve ortalığı sekiz kanatlı ve keskin dişli çekirgelerin istila ettiğini yazmaktadır. Ölümünden sonra (kimilerine göre o ve çocuğu hemen orada öldürülmüştür) aynı yere gömülmüştür. Buraya dikilen mezar taşında "Petre, Pater Patrum, Papisse Prodito Partum" (Baba, babaların babası, Kadın Papanın çocuk doğurma ihaneti) yazdığı ileri sürülmektedir. Papalar geleneksel ayinleri esnasında Romada yürürken daima bu noktada caddeden dönerler, bunun olaya duyulan nefretten dolayı yapıldığına inanılmaktadır.
Joan'ın ismi daha sonra papalar listesinden de silindi. Ama, ondan 17 sene sonra tahta geçen ve 'John' adını almak isteyen bir başka Papa, 'Dokuzuncu John' olduğu takdirde sekizincisinin adı listelerden çıkartıldığı ve dolayısıyla da 'John'ların sıralamasında eksiklik görüleceği için Vatikan'ın yüzkarası sayılan kadın papanın adının başındaki sayıyı almak zorunda kaldı, 'Sekizinci John' oldu ve böylelikle sıralamanın da namusu kurtarıldı! Vatikan, Joan'ın unutulması için elinden geleni yaptı fakat bazı kilise mensuplarının hadiseyi tarihlere kaydetmelerine bir türlü mani olamadı. Bir kadın papanın varlığı ilk kez yaklaşık 1250'lerde rahip Jean de Mally'in el yazmalarında belirmiştir.
Orta Çağ sonları ve Reform döneminde neredeyse düzinelerce yazar bu skandalla ile ilgili yazılar yazmıştır. Konu 1265 yılında basılmasından sonra, Avrupada yıllarca en çok satılan kitaplar arasında yerini alan rahip Martin Polanus' un "Chronicon Pontificum et Imperatum" adlı kitabında da geçmektedir. Hikayeyi süsleyen ve 1350 tarihi civarında basılan "De Claris Mulieribus" kitabına dahil eden İtalyan humanisti Boccaccio, kadın Papa John Anglicus'a (Pope John VIII) ilk defa kadın ismi vermiştir (Giliberta). Kitabı 15. asırda Fransız manastırlarında görkemli bir şekilde resimlendirilmiştir.
Bu gerçek bir olaydır diyenlerin en önemli delili İtalya'da "La Sedia Gestatoria" denen ünlü porfiri koltuğunun varlığıdır. Bu kırmızı mermer koltuk, şimdi Vatikan müzesindedir. Bir diğer benzeri, Napolyon tarafından çalınmış ve rivayete göre Louvre (Luvr) müzesine konmuştur. Bu koltukların oturak yerleri oyuktur ve her ikisinin de 1099 (Paschall II) ve 1513 (Leo X) arasında papaların atanma töreninde kullanıldığı bilinmektedir.
Gerçek Papa Joan skandalının doğrudan etkisi olarak papa seçimlerinde cinsiyet tayinlerinde kullanıldığı dedikodusu yaygındır. Katolik Kilisesi uzunca bir süre tartıştığı kadın Papa'nın eş zamanlı hiçbir kaynakta yer almadığını ve tüm hikayenin Protestan Kilisesi tarafından uydurulmuş bir efsane olduğunu belirtiyor.
20. asırda bu olay hakkında en azından 6 hikaye veya oyun yayımlanmıştır. Bunlardan Emmanuel Royidis tarafından yazılanı, çağdaş Yunan romanının bir klasiğidir ve İngilizceye büyük romancı Lawrence Durrell tarafından çevrilmiştir. Kitap, Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından yasaklanmış ve yazar afaroz edilmiştir.











Hiç yorum yok
Yorum Gönder